Alex Cameron: Türk düğün müziklerini dinledim

Ece ULUSUM
@eceulusum

Yıl 2014… SXSW dönemi ve her yerde müziğe dair türlü etkinlik yapılıyor. Mekanlar dolu ama bir yandan da sokakta ince, upuzun bacaklarıyla fevri hareketlerle dans eden bir şarkıcı, yanındaki saksafoncuyla şarkılar söylüyor. Kimisi tanıyor Alex Cameron‘ı kimisi YouTube’da ‘sinirli şarkıcı’ başlığıyla videolarını paylaşıyor. İzleyin, hem çılgın dansına hem de ona kayıtsız kalmanın imkansız olduğuna şahit olacaksınız.

Avusturalyalı müzisyen Cameron, Mac DeMarco, Kevin Morby ve Unknown Mortal Orchestra gibi isimlerin turnelerinde çaldı ve back vocal yaptı. Onu Seekae grubuyla tanıdık. Ancak solo kariyerine devam etme kararı aldı. İlk albümü Jumping The Shark‘ı 2013’te web sitesi üzerinden ücretsiz olarak yayınladı. Forced Witness‘ta ona Angel Olsen eşlik etti. Fotoğrafçı sevgilisi Jemima Kirke ile yaptığı sanatsal çalışmalarla dikkat çekti. İkilinin yaratıcılıkları Cameron’un tarzına da yansıdı. Bunu üçüncü albümü Miami Memory‘de görebiliyoruz. Kişisel ve içten şarkı sözleri var. Bu albümle Cameron’ın kusurlu dünyasına giriş yapabilirsiniz.
İstanbul’da müzik yapmayı isteyen Cameron’la yeni albümü hakkında söyleştik. Umarız Türkiye’de dinleme imkanını yakalarız.

ο Yeni albümünüzü şu sözlerle anlattınız: “Bir çiftin seks ile çağdaş aile değerleri arasındaki dengesini anlatan bir hikaye…” Nereden çıktı bu fikir?

Şarkılarımda hayatımdan ilham alıyorum. İlk elden tecrübe ediyorum ve ailelerin romantik ilişkilerle sürekli yeni üyeler kazandığını görüyorum. Albüm bunu anlatıyor.

ο Stüdyo süreci nasıl geçti?

Albümü bir ayda kaydettik. Her şarkıda aynı kişilerle çalıştık, grup gibiydik. Jonathon Rado prodüktörlüğünü yaptı, Marta Salogni de kayıt ve mikslerle ilgilendi. Her gün sabah 11’den gece yarısına kadar çalıştık. Gün sonunda gece yarısı araba gezilerine çıktık. Romantik bir şeydi, aceleci değil.

ο Ona armağan ettiğiniz bu albümü duyduğunda Jemima nasıl tepki verdi?

Jemima gurur duydu. Şarkıları yazarken oradaydı, duygularını çok önceden görebildik. Bazen gülüyordu, bazen ağlıyordu. Sözler benim gibi onun için de önemli. Benim için albümü yaparken fazladan bir kulak oldu her zaman.

‘Kendimi anlatabiliyorum’

ο Albümdeki ilk şarkı Stepdad. İlk şarkı olarak seçme nedeniniz neydi?

Pozitif olmasını çok sevdim. Şarkıda kendi karakterimi hissettim. Güçlü bir manifesto gibi aslında. Biraz da Forced Witness‘a, ikinci kayda benziyor. Devamı gibi.

ο Albümdeki şarkılar, seks işçileri, sapkınlıklar, fanteziler ve şiddet gibi birçok unsur içeriyor. Bu, dinleyicileri etkilemenin bir yöntemi mi?

Roy (Molloy) bazen şarkılarımı Truva atlarına benzetiyor, ne hakkında olduğunu anlamadan kafanızda yer ediniyormuş. Genellikle kendi bakış açımı göstermeye çalışıyorum. Müzik yapmanın gerçek ayrıcalığı bu, kendimi anlatabiliyorum.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Alex Cameron (@alkcm)’in paylaştığı bir gönderi ()

 ο Albüm kapağını sevdik. Hikaye ne? Duvardaki karelerin anlamı var mı?

Albüm kapağını Jemima tasarladı. Bir ay gibi bir sürede fondaki kolajı yaptı. Yıllar içinde çektiğimiz fotoğraflardan topladık. Anılardan oluşan bir duvar kağıdı olsun istedim, onun imzasını da dahil ederek tabii ki. Michael Bailey Gates de son fotoğrafı çekti. Harika bir fotoğrafçı. Şanslıyım!

ο Instagram’da paylaştığınız sahne arkası, turne hakkında videoları çok sevdik. Böyle içerikler üretecek misiniz?

Evet. Neden bilmiyorum ama en çok Instagram’dan takip ediliyoruz ve dinleyicilere mekanizmamızın nasıl çalıştığını göstermek mantıklı gözüktü. Video düzenlemeye de bayılıyorum. Bir video için saatlerce çalışabilirim. Kendimi tamamen topluma açmak istemem ama iletişim kurmak hoş. İnsanları eğlendiriyor.

‘Dostum! Muhteşem bir yer’

ο İstanbul’da bir sahne yapma planınız var mı?

Evet, kesinlikle. İstanbul’u çok seviyorum. Başka bir gruptayken, 2014’te bir konserimiz oldu. Uçuş tarihimi değiştirdim, fazladan bir gün geçirmek istedim. Boğaz turu yapan bir tekneye bindim, Türk düğün müzikleri dinledim. Şu ıslak hamburgeri de denedim. Dostum! Muhteşem bir yer.

ο Pollstar’ın araştırmasına göre, Avustralyalı müzisyenlerinin dünyadaki yükselişi bir tür trend. Daha fazla ilgi çektikleri ve daha fazla para kazandıkları iddia ediliyor. Buna ne dersiniz?

Her zamankinden fazla iş alıyorum, minnettarım. Avustralya, seyahat etmek ve müziğini göstermek isteyen genç sanatçılar için büyük fırsatlar sağlıyor. Bana her zaman yardımcı oldu. Ayrıca küresel çatışmalardan ve finansal felaketlerden de görece uzak, yaratıcı olmak isteyenler için güvenli bir ortam sağlıyor. Burası bir cennet, dolayısıyla genç Avustralyalılar genellikle sanatsal açıdan rahatlar. Para kısmına gelince, bilmiyorum. Çok param yok. Sadece bolca iş, yapmayı sevdiğim iş. Belki böylesi daha iyidir.