Arabanın yan koltuğu

Eskiler söylemiş bir kere; aza tamah etmeyen, çoğu bulamazmış diye… Gerçekten güzel mi söylemişler? Yoksa, bu yüzden istemeyi mi öğrenemedik? Meğer istemek ayıp değilmiş. Bunun için bir formül bile var. Bilinç ile bilinçaltı zihnimizin hemfikir olması şart. Ve hayır, bu ay anlatacağım konu bu değil. Hâlâ ‘istemek’ üzerine kafa yoruyorum. Sistemi tam anlayamadım. Ben anlayayım; size anlatacağım. Bu konuda tam bir uzman olarak demeyeceğim, çünkü hiç uzman olmayarak buraya yazacağım yazıyı biraz daha bekleyeceğiz.
Yerine bir his notu koyayım…
Yollara düşesim; yol kenarından sarı kavun alasım, Adım adım yol alıp, bir yerlere yetişmeyesim var. Arabanın şoför mahalinde değil de, yan koltuğunda oturasım,
Biraz özgürleşip, sevgimi ayçiçeklerine veresim var. İzi çıkacak diye düşünmeden, tek parça bir mayo giyip dolaşasım,
Yaz hiç bitmeyecekmiş gibi sofra kurup kaldırasım var.
Boş duvarlarımın hepsine tablo asasım,
Elimi uzatıp tutasım, fazla düşünmeyesim var. Ansızın bir koy bulup, kumsalına çıplak ayakla koşasım,
Turkuaz bir denizin içinde buruşasım var. Durduk yere şiirler yazıp; açık camdan yollara şarkılar söyleyesim var.
Senin de canın isterse, bunların hepsini seninle yapasım var.