Ateşin ve rüzgarın şehri Bakü

Seyahat-Bakü

Şenay Akkurt'la Hayat Bana Güzel

Kardeş ülke Azerbaycan hepimizin bildiği tanıdık bir tanım. Havalimanından çıktığım andan itibaren gerek insanlar, gerek dil gerekse Türk markaların fazlalığıyla yabancı bir yerde değilim hissi oluyor. Türk olduğunuzu anlayınca, uzaklardan gelen kardeşleri gibi sevgi ve ilgi gösteriyorlar. Bakü, Azerbaycan’ın başkenti. Hazar Denizi’nin batı kıyısında konumlanmış Kafkasların en önemli kentlerinden. Rüzgarıyla meşhur Bakü çok büyük ve kalabalık değil, oldukça temiz ve güvenli. Şehrin görünümünde mimari yapılar dikkat çekici. Petrolün zenginliğiyle fakirlik arasında kalmış bir kent. Bir yanda sarı taştan yapılmış mimari yapılar ki bunlar Azerbaycanlı petrol milyonerlerinin Avrupa’da görüp beğendiği mimari binaları Bakü’de yaptırmaları ile ortaya çıkmış. Bu binalar gece çok güzel aydınlatılıyor. Diğer yandan da modern mimari örneği tasarım binalar var, şehir ilginç bir görünümde.

Yeşili ve parkı bol. Nüfus çoğunlukla Müslüman olmakla birlikte Ortodoks Hristiyanlarla birlikte yaşıyor ve ezan sesi duyulmuyor, herkes özgür. Ülkeye girişte havalimanındaki makinelerde kişisel bilgileri girip 11 dolar ödeyerek 15 günlük vizenizi alıyorsunuz. Yalnız o fişi saklayın çıkışta da lazım oluyor. Rusça ve Azeri Türkçesi yaygın. Azerbaycan Türkçesi hem çok tanıdık geliyor kulağıma hem de bir o kadar başka. Birkaç gün içinde alışılıyor. Onlar bizim Türkçemizi daha kolay anlıyor. Türk dizileri sağ olsun. Şehre girdiğiniz anda yol boyu uzanan duvarların ardına ne var soruma aldığım şu, şehrin fakir semtlerini ve eski binalarını duvarlar ardına gizlemek gibi bir yöntem seçmişler. Bu arada para birimi manat, TL karşısındaki değeri bizden 3.5 kat değerli…

Gobustan
Bakü gezisinde mutlaka görülesi bir alan. Açık alan ve kapalı müze olmak üzere iki farklı alandan oluşan, rehberle gezilen oldukça etkileyici kaya sanatı alanı. 40 bin yıllık geçmişi ile UNESCO Dünya Kültür Mirası alanı olarak kabul edilmiş. Binlerce yıl öncesinden günümüze kalmış kaya sanatıyla antik çağlarda yaşamış insanları, yaşadıkları çağın bitki ve hayvan yapısını, avcılık, Şaman kültürü gibi çağının yaşam koşullarını kayalara kazımışlar. Bakü’ye 40 kilometre mesafede, birçok tur şirketinin otobüsleri ile gidiliyor. Giriş kişi başı 14 manat.

Bakü’nün ikonik binaları
Haydar Aliyev Kültür Merkezi: Mimar Zaha Hadid tasarımı bina, muhteşem dalgalı formuyla bembeyaz bir kültür sanat merkezi. 3 bölümden oluşuyor. Haydar Aliyev’in hayatını ve Azerbaycan tarihini muhteşem bir sunumla görebildiğimiz alanda yerel kültür, giysiler, müzik, sahip olduğu zenginlikler ve hatta ülkeye hediye edilenler sergileniyor. Güncel sergilerin yapıldığı bölüm var. Giriş 15 manat.

Alev Kuleleri: Şehrin neresine giderseniz gidin, her yerden görünen alev formundaki bu 3 kule Bakü’nün simgesi. LED ekranla kaplı kavisli dış yüzeyi, gece aydınlatmasıyla gökyüzüne yükselen alevler gibi görünüyor.

Letif Kerimov Halı Müzesi: Dev bir rulo halı formunda tasarlanmış 3 katlı binada Azerbaycan’ın en önemli kültürel mirası olan el dokuması halıları var. Ayrıca geleneksel yaşamda kullandıkları giysi ve eşyalar da sergileniyor. Müzeye giriş 7 manat. Çekim yapmak için kameraya 10 manat bilet kesiyorlar. Bilginize!

Mugam Merkezi: Mugam, Azerbaycan’ın geleneksel müziği. Bu müzikte tar, keman, kaval denilen zilli bir tür def, kanun ve ud gibi enstrümanlar kullanılıyor. Binanın formu da geleneksel enstrümanları tar şeklinde tasarlanmış. Bu bina bir konser mekanı. Sadece mugam müziği konserleri verilmiyor, benim bulunduğum dönemde 3. Uluslararası Bakü Caz Günleri konserleri vardı. Salonun girişinde cam kutular içinde geleneksel enstrümanları sergileniyor, aynı alanda yan yana kaideler üzerinde ünlü mugam müzisyenlerinin büstleri teşhir ediliyor. Solistlere hanende, tar sanatçılarına tarzen deniliyor. İçinde eğitim ve kayıtlar da yapılıyor.

Kristal Salon: 2015’te Eurovision yarışması için inşa edilmiş. Gece ışıklarıyla kristal gibi parlayan binada Rihanna, Madonna gibi sanatçılar da gelip konserler vermiş. Kız Kulesi: İçerişehir denen eski kent duvarları içinde kalan alandaki 8 katlı taş kule. Gözetleme kulesi olarak da kullanılmış. Dış cephesinde kırlangıçların yuva yapmasına uygun delikleri ve etrafında sürekli uçuşan yüzlerce kuşla başı dumanlı bir hali var. Tepesindeki terasa çıkınca şehre ve Hazar Denizi’ni tepeden bir bakışla görebiliyorsunuz.

Şirvanşahlar Sarayı: Bakü’de hüküm sürmüş olan Şirvanşahlar’ın yaşadığı saray, bizim saray algımıza göre oldukça sade ama Bakü için önemli turistik noktalardan biri…

Ateşgah
Dünyadaki 3 Ateş Tapınağı’ndan biri Bakü’de. Petrol ve doğalgaz nedeniyle yanar kayalar denilen yerler var. Tapınakta da yeraltı gazlarının yüzeye çıktığı noktalarda sürekli ateş yanıyor. Ateşgah denen bu tapınak, Zerdüştlerin kutsal mabedi. Zerdüştlük dünya üzerindeki ilk tek tanrılı din olarak kabul ediliyor. Zerdüşt, İran asıllı bir kişi ve tek tanrılı dinlerdeki gibi, Tanrı inancı bu dünya ve öteki dünya kavramından bahsediyor. Ateş ise tanrı Ahura Mazda’yı, ona teşekkürü ve arınmayı simgeliyor.

İçerişehir: Surlarla çevrili alanda Şirvanşahlar Sarayı, Kız Kulesi, Minyatür Kitap Müzesi’nin yanı sıra geleneksel yemekleri tadabileceğiniz pek çok restoran var. Ayrıca hediyelik dükkanları ve halı alışverişi seçenekleriyle turistler için cazibe noktası.

Port Bakü: Lüks mağaza ve alışveriş severlere hitap ediyor. Öğle saatlerinde plaza çalışanlarıyla oldukça kalabalık hale geliyor. Port Bakü avlusunda şık kafeleriyle de oldukça ünlü.

Bayrak Meydanı: Bu bölgede 100 metrenin üzerinde bir bayrak direği var. Hemen yakınında cuma ve cumartesi akşamları canlı müziklerle hareketlenen, bahçesi olan restoran ve barlar bulunuyor. Meksika, İspanyol ve Akdeniz mutfağı, şarap barları gibi hoş seçenekler sunan mekanlar yan yana konumlanmış. Yemekten sonra dans edip eğlenmek isteyenler için hemen yanlarındaki gece kulübüne geçilebiliyor.

Şehitlik: Bakü’ye yukardan bakan yüksek bir noktada konumlanmış Şehitlik’te, hem Azeri hem de Türk şehitler bir arada yatıyor.