Bağımsız sahnelere ‘Kültüral’ bir bakış

Harun KARABURÇ

İstanbul’un açık sahnesi K! Kültüral Performing Arts 2019/2020 sezonunda kendi yapımlarının yanı sıra nitelikli tiyatro topluluklarının oyunlarına da yer vererek  programını zenginleştiriyor. Özgün ve az sahnelenen yapımlara kucak açan mekanı yakından takip ediyoruz. Kültüral’ın Kurucu Sanat Yönetmeni Yağmur Yağmur ile bir araya gelip oyununu konuştuk.

ο Neden bir sahne açma ihtiyacı hissettiniz?

Kültüral, “Her yerde sanat yapılmalıdır”, “Her yere sanat gitmelidir”, “Sanat her türlü koşuldan bağımsız olarak gerçekleştirilebilir”, “Her mahallede bir tiyatro ve kültür alanı olmalıdır” düşüncelerinin cesaret ve ilham verici bir önermesidir. İstanbul, milyonların yaşadığı çok kalabalık bir metropol. Sahne sayısı pek tabii ki böyle bir metropol için çok yetersiz. Salt kendi işlerimiz ve rüyalarımız için değil, sanat üreten, sözü, derdi, tınısı olan tüm disiplinlere açık bir ortak platform düşüncesi Kültüral. Hiçbir kişi ve kurumdan destek almadan, tamamen kendi imkanlarımızla sürdürdüğümüz ve kişi ya da güçlerden tam bağımsız şekilde hareket etmeyi hayal eden bir oluşum.

‘ÇOK RENKLİ VE ÇOK DİLLİ BİR DOKU’

ο Burası bir sanayi bölgesi. Mahalleli ile nasıl bir temas kuruyorsunuz?

Mekanın yapısının ve Sanayi Mahallesi’nde bulunmasının dramaturjik bir önermesi var öncelikle. O önermenin kendisi bizim sanatsal vizyonumuzu da yansıtıyor bir bakıma. Sürprizli bir toplumsal doku var Sanayi’de. Bir yüzü Büyükdere Caddesi’ndeki dev gökdelenleri, plazaları ve tüm gösterişiyle Levent iş dünyasının şaşalı dokusunu yansıtırken, ara sokaklarıyla Sanayi Sitesi’ndeki esnaf dükkanları ve pavyonlar dışında; dans stüdyoları, heykel atölyeleri, tasarım ajansları ile gizli bir yeraltı sanat mücevherinin resmini yansıtıyor adeta. Beyaz yakalılardan sanayi emekçilerine, reklam ajansı çalışanlarından öğrencilere, üst düzey yöneticilerden, oto tamircilerine uzanan çok renkli ve çok dilli bir toplumsal doku. Çevreyle olan iletişimimiz olumlu yönde. Mahallede böyle bir alanın varlığı çevredeki herkesi çok sevindiriyor ve umutlandırıyor. Köşedeki kahveden bakkala, demircisinden marangozuna herkesin Kültüral ile gönül bağı var. Bu çok sevindirici bir durum bizim için. Zıtlar zıtlara iyi gelir. Ve zıtlıktan şiir çıkar.

ο Kültüral, İstanbul’un mevcut tiyatro kültürüne ne katacak?

Kültüral, kendi tiyatro yapımlarını üretmeyi ilke edinir. Özgün metinlerle birlikte yeni hikayeler kurmakla ilgilidir. Türkiye’de sahnelenmemiş ya da sınırlı sayıda sahnelenmiş dünya tiyatrosu metinlerine getirilecek yorumlarla çağdaş Türkiye tiyatrosu içinde kendi alanını edinmeyi hedeflediği için repertuvar tarzına özellikle dikkat eder. Bu da yepyeni bir pratiği tanıma şansı yaratır seyirciye. Her yeni sahne yepyeni bir pratik ve deneyimdir. Her duvar farklı şekillerde dolar. Az sahnelenmiş ya da sahnelenmemiş metinler repertuvar için ilk tercihimiz. Özgün işler üretmekten yanayız. Klasik oyunları güncel bir sahne diliyle aktarmak da hayallerimiz arasında, tamamen yepyeni hikayeler bulup özgün eserler çıkarmak da.  Düşünmeyi, oynama bilimine uygun prova yapmayı ve masa başındaki okuma – araştırma sürecini seviyoruz. Yolculuğun ve sürecin kendisine sonuçtan daha fazla önem veriyoruz. Şehrin tiyatro kültürüne kendi gücümüz ve meşrebimizce küçücük de olsa bir katkı sunarsak ne mutlu bize.

SEZON BOYU GÖSTERİMLER

ο Bu ay hangi oyunlar ve tiyatrolar var repertuvarınızda?

Sezon açılışını yaptığımız Yüz Yılın Evi 8-9 Kasım’da ve sezon boyunca her ay iki gösterimle burada olacak. Yine bu ay Başak Kara Yan Yol oyunuyla, Şehrin Azizleri Aspargandis ile, SFRPZTF Eylül ile, Kumbaracı50 Yalınayak Müzikhol ile, Karart Sanat Ölümün Uykudaki Duruşu ile, Kadro PA Macbeth Mutfakta ile, Versus Tiyatro Kreutzer Sonat ile Kültüral’da olacak. Kendi oyunumuz Paravanlar ise bu sezon ilk gösterimini 12 Kasım’da yapacak.

ο Paravanlar geçen sezonun sonuna doğru prömiyer yaptı ama kısa sürede çok konuşuldu. Sizce neden?

Tablolardan oluşan ve parça parça köşeli, komik ve tuhaf fragmanlar taşıyan bir yapıda. Kurduğunu salise farkıyla kıran bir matematiği var. Bu matematik,’“yaşadığımız çağın akıl tutulmasına ve derin tutarsızlığına’ lineer olarak olmasa da neredeyse tüm nesnelerin etrafında dolaşarak o tutulmaya ve tutarsızlığa yerleşen bir yapı. Simülasyon, yeni gerçeklik ve fiziksel tiyatronun olanaklarını kullanıyoruz. Ortadoğu’yu ve savaşı tasvir eden, Jean Genet’nin cümleleriyle; “Yazımına Cezayir Savaşı’nın bahane oluşturduğu” bir oyun. Fransa’nın Cezayir’i sömürgeleştirişini bambaşka bir biçimde anlatıyor. Ölümle, yaşamla, çölle, maskelerle derdi olan çok özel ve sıra dışı bir oyun.