Carla dal Forno: Sıkkın olduğumda ilginç şeyler oluyor

Çağatay YILMAZ

Avustralyalı Carla dal Forno, müziğini sepya tonlarında hissettiren bir müzisyen. Birden fazla enstrüman çalabilen biri, sesini de enstrüman gibi kullanmayı biliyor. Genellikle ilişkiler ve ardında kalan hüzün, nahif bir melankoliyle bolca hissediliyor parçalarında. Havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez, önceki sayfalardaki Alex Cameron gibi Avustralyalı müzisyenlerin yükselişi sürüyor anlaşılan.

Carla dal Forno, 2016 tarihli çıkış albümü You Know What It’s Like ile büyük beğeni toplamıştı. İkinci albümü Look Up Sharp geçen geçen ay yayınlandı, yine sevildi. Yapısı ve ruhu açısından önceki albümden çok farklı değil, lo-fi etkisi daha belirgin olsa da tarz değişikliğinden çok oturması gibi yorumlanıyor. Albümü yapmak iki yıl sürmüş.

Sorduğumuzda, “The Garden EP’si 2017’de çıktıktan hemen sonra başladım, bu yılın ortasında bitti. Uzun bir düzenleme süreci oldu, bu nedenle albümün son haline gelmesi bu yıl oldu” diye anlatıyor. Yine kişisel konular üzerine kurgulanmış bir albüm. “Albümü yaparken kişisel hikayelerimi bolca kullandım. Başkalarının yaptığı müzikleri dinledim, farklı enstrümanlarla da deneyler yapıp ilham aradım” diyor.

‘İLERLEMEYİ GÖREBİLİYORSUNUZ’

Albümün kapağında, adıyla tezat görünen bir fotoğraf var. Hikayesini şöyle anlatıyor, “Yılın başında, Avustralya’da arkadaşım Sam Davidson fotoğrafı çekti. Sonra ben de puslu görünmesi için biraz düzenledim. Başlık ve fotoğrafın zıtlığı hoşuma gitti.” Şarkıların isimlerinin sözlerinden gelmesi gerektiğini söylüyor, “Enstrümantal parçalara isim vermek daha zor, ilham olacak söz de yok…” Çevreci biri, albümün tüm basın kitlerinde kaktüs ve çiçekler içinde fotoğrafları var.

Müzikal geçmişinde değiştirmek istediği bir şeyin olmadığını vurguluyor, “Eski kayıtlarda şu an farklı yapacağım şeyler duyuyorum ama müzisyenliğin gelişmesi böyle bir şey. İlerlemeyi görebiliyorsunuz” diyor.

DIY müzisyenler için ses yükselten isimlerden biri aynı zamanda. Albüm de kendi oluşturduğu Kallista Records’tan çıkan ilk albüm olması itibarıyla da önemli. Disiplinli olmayı da elden bırakmıyor, “Bence stüdyoya gitmek başladığınız işi bitirmenin büyük bir parçası” diyor.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

carla dal forno (@cd___player)’in paylaştığı bir gönderi ()

İlham aramak ve çalışmak arasında denge bulmaya çalıştığını vurguluyor her fırsatta, “Nasıl bir modda olduğumu önemsemeden çalışıyorum. Bazen kafamın en dağınık, en sıkkın olduğum zamanlar ilginç bir şeyler oluyor.”

Dijital platformların önemini vurgulasa da turne ve konserlerin önemini kaybetmediği görüşünde, “Çoğu muzisyen turne ve konserlerden para kazanmaya çalışıyor halen. Yayın platformları da tüm dünyadan yeni insanlara ulaşmanızı sağlıyor.” diyor. Gelenekçi bir tarafı da var ama, dileyenler albümü kaset formatında sipariş edebiliyor.

Konserlerinde şarkı listesinin yerine göre değişmesi gerektiğini de ekliyor: “Yeni şarkılarım var mı, nasıl bir konser ortamındayım, bunlara göre değişir. İstanbul’da çalsam en iyi playlist’le gelirdim.”

Sahne öncesi ritüeli de ilginçmiş, “Ses ısıtıyorum ve geriniyorum. Sonra biraz küfür ediyorum, grup arkadaşımın sırtına vurup ‘hadi, yapıyoruz’ diyorum” diye anlatıyor.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

carla dal forno (@cd___player)’in paylaştığı bir gönderi ()

Albümün turnesine henüz başladı ama yeni albüm planları bile hazırmış, “Önümüzdeki birkaç ay yeni albümün turnesiyle geçecek. Sonra stüdyoya dönüp başka bir albümün çalışmalarına başlayacağım.” diyor. Carla del Forno’ya doyamayanlardansanız, dinleyicileriyle beğenilerini ayda bir kere NTS radio’da paylaştığı bir program da yapıyor.