Crumb’la bitkiler, atıştırmalıklar ve diğer güzel şeyler

crumb

Geçen yaz Küçükkuyu’da geçen olağanüstü sakin birkaç günde dinleyecek sakin şarkılar ararken Crumb’ın Plant‘ine denk geldim. Masalsı sound’u ve basit ama bir o kadar temiz şarkı sözleriyle beni anında ele geçirdi. Bir süre sonra, yorucu ve boğucu bir günün akşamı çalma listemden tesadüfen önüme düşen Locket, imdadıma yetişti. Bir şekilde hayatınıza dokunduğunda çiçekler açtıran, iyileştiren grupları bir araya getirme isteğiyle doluyum. Bu yüzden Crumb’la ilgili konuşmak zorundayız!

Crumb’ın temelleri, grubun şarkı yazarı ve vokali Lila Ramani’nin liseden beri yazdığı şarkıları çalmak üzere, 2015’te Boston Tuft Üniversitesi’nde atılmış. Grubun diğer üyeleri basta Jesse Brotter, synth ve klavyede Brian Aranow, davulda Jonathan Gilad. Okul arkadaşı olan dörtlü o yıllarda 4 kişiyle daha paylaştıkları evlerinde birlikte yaşamış ve evde mütemadiyen müzik yapmışlar. Dörtlünün bir grup olduklarını hissetmeye, Crumb’ın müziğinin olgunlaşmaya başladığı 2016’da Lila ve Jesse okulu bitip New York’a taşınmış. Boston’da iyi bir müzikal scene’le çevrelendiklerini ve çok şanslı olduklarını her fırsatta dile getiren Lila, yine de orayı hiçbir zaman evi gibi hissetmediğini söylüyor. Bu yüzden okul bittiği gibi soluğu New York’ta almış.

2016’da çıkardıkları 3 şarkılık ilk EP’leri Crumb için, 11 dakikalık sisli ve masalsı bir yolculuk. Caz davul, synth sound, saykadelik gitar soloları ve Lila’nın yumuşacık vokali, dünyada alternatif sahnede eksik kalan bir boşluğu muntazam bir şekilde dolduruyor. O boşlukta iyi müzik katman katman incelikle işlenerek, Crumb’ın organik ve sağlam sound’unu oluşturuyor.

EP’den sonra Crumb için olaylar, onların tamamen dışında gelişmeye başlamış. Sadece sevdikleri şeyleri denemek için bir araya geldiklerini ve bu projenin böyle bir noktaya geleceğini hiç tahmin etmediklerini söyleyen Brian, tevazu gösteriyor. İnternette müziklerini dinleyen insanlar ve mekanlar, onları yaşadıkları şehirde çalmaya ne zaman geleceklerini sormak ve konser programı yapmak için mesajlar göndermeye başlıyorlar. Onlar Crumb’la yaptıkları şarkıları canlı performanslarda insanlara çalacaklarını düşünmemişler bile.

Bu da aslında bizi müziklerindeki su içmek kadar normal ve gerekli hissettiren sadeliklerine getiriyor. 2017’de yayınladıkları Plants’i gün batımına doğru tek başınıza olduğunuz ve kafanız dertlerinizle meşgul, gözleriniz dolu bir akşamda dinlemenizi tüm kalbimle öneriyorum. Lila bu şarkıda çimlere uzanmış, daha önce tatmadığı bir kutu içeceği denediğinden bahsediyor. Uzun ve bitmeyecekmiş gibi gelen bir günde, muhtemelen çok hoşlandığı birinin yanında ve o gün okula gitmesi de gerekmiyor. ‘Tell me something sweet / And I won’t stay away/ Bake me up a treat / And I can’t stay away’ diye atıştırmalıkları da işin içine katarak, duyduğum en tatlı ve masum flörtlerden birine imza atıyor.

Crumb’ın grup olarak en sevdikleri şeylerden biri evlerde çalmak. Sofar New York performanslarında ne kadar oraya ait olduklarını ve keyifle çaldıklarını görebiliyorsunuz. Büyük bir mekanda konser verdikten sonra dinlenmek için birkaç ev konserini tercih ediyorlarmış çünkü evlerde çalarken yeni şeyler denemekte daha özgür hissediyorlarmış.

2017’de yayınladıkları ikinci EP’leri Locket’in üretim süreci ilk EP’deki Crumb’dan çok farklı. İlk defa bir araya geldiklerinde Lila’nın yazdığı şarkılar üzerine çalışan grup, bu işlerinde her şarkıya kişisel olarak odaklanmış. Yani karakterize bir işbirliği sonucu doğmuş.

Locket, grubun caz altyapılı saykodelik şarkıları arasında başı çekiyor. Sakin piyano vuruşlarıyla başlayan şarkıda kısa süre içinde tempo yükseliyor ve minik bir synth’le birlikte Lila’nın yumuşak vokalinden bir hikaye dinlemeye başlıyoruz. Yatakta dönüp durduğu, sabaha karşı uyuyabildiği ve ne zaman yağmur yağsa kafasının bambaşka yerlere gittiği bir günü tüm sadeliğiyle anlatıyor. Crumb’ın şarkıları genel olarak kompleks ve katmanlı, türler arasında beyninizi gıdıklayan yavaş geçişlerle dolu. Locket’in videosu ise çok güncel ve tatlı bir iş, mutlaka izleyin.

Mayıs’ın ortasında bir EP daha yayınlayan grupla ilgili anlayamadığım şey, şarkı yayınlama ve pazarlama stratejileri. 1 ay içerisinde önce bir şarkı, ardından önceki şarkıyla birlikte bir ikili ve sonra 2 yeni şarkı daha ekleyip dörtlü bir EP yayınlama motivasyonu, belki de bir türlü bir araya gelememelerinden kaynaklanıyor. Ya da sadece Spotify algoritmalarında geriye düşmemek için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar.

Crumb’ın yer yer 60’lar saykodelik, aniden gevşek caz tınıları, yayınladıkları her yeni şarkıda merakımı biraz daha yükseltiyor. 2015’ten şimdiye dek, toplam 10 şarkı yayınladılar. Ve ne mutlu ki Haziran için ilk albüm müjdesini verdiler. Belki de siz bu satırları okurken yayınlanmış olacak. Bu dörtlü Salon İKSV’ye çok yakışır. Bir konser müjdesi gelene kadar müzikleri kadar baş döndürücü artwork’lerinin ve videolarının peşinde olalım, çünkü Crumb patlamaya yakın yumuşacık, saykodelik bir bomba. Ve şanslıyız ki, insanlık için küçük, biz alternatif müzikseverler için büyük bu hadiseye naklen tanık olabileceğiz.