Müzik sektörünü düşündüren fenomenler

reynmen klibinden bir kare

Ahmet YATĞIN

İletişim devrimi kitlesel akışı altüst etti. Dramatik değişimin yüzleri fenomenler oldu ve müzik piyasasına da doğal olarak girdiler. Bu yüzden onları daha yakından tanımak ve merak ettiklerimizi sormak istedik. Ancak ne kadar göz önünde olsalar da ulaşılması pek
mümkün olmadığını anladık. Ulaştıklarımız da ‘sessiz kalma hakkını’ kullandı…
Konuyu en başa sararsak; Antik Yunan, Roma ve Osmanlı’daki musikişinaslar sanat ve emeğiyle şöhret kazanırdı, hâlâ hatırlanırlar. Teknolojinin gelişmesi ve bireylerin kendini ifade etme yollarının kısalmasıyla sanatın herkesleşmesine şahitlik edeceğimizi umarken yeteneksiz, eğitimsiz ve sabırsız gençlerin sanat, politika ve psikoloji gibi konularda yargılar dağıttığına şahitlik ediyoruz. Bu konuda bizimle konuşmayı kabul eden müzik yazarı Yavuz Hakan Tok, sosyal medya çağına girene kadar üretenin yetenekliler, eğitimliler veya alaylıların olduğunu; yeteneksizlerin ise her durumda hoş görülmediğini öne sürdü. “Sosyal
medya ile insanoğlu en ilkel haline döndü. Sosyal ve kültürel evrimin bütün birikimleri; ahlâk, görgü ve insani değerler gibi yetenekli ve yeteneksiz ayrımı da tepetaklak oldu.”

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Orkun Işıtmak (@orkunisitmak)’in paylaştığı bir gönderi ()

‘ŞARKIYI CİDDİ CİDDİ ELEŞTİRMENİZE GÜLÜYORUM’

Geleneksel medya unsurlarının ve bazı grupların fenomenlere kaldığını gördük. Eşik bekçilerine, medya patronlarına ya da editörlere takılmadan özgürce yayın yapmaları ve kendilerini ifade etmelerinden kim neden rahatsız oluyordu? Reklam gelirlerindeki pastadan aslan payını almaya başladıkları için mi yoksa insanın evrendeki hikayesinin tüm kazanımlarını yok sayıp küçücük, kısıtlı tecrübeleriyle devasa kitlelere rehberlik etmeye kalkıştıkları için mi? Soramadık. Bu; toplum kavramını nasıl şekillendirdiğimize, bireyi nasıl yorumladığımıza, devletin ve şirketlerin iç içe geçmiş grift yapısına ve adalet, özgürlük, güvenlik gibi temel kavramları nasıl inşa ettiğimize göre değişen, binlerce cevabı barındıran zahmetli bir yol. Uzmanlar konuşmak isterse o yola hevesle çıkılır. Şimdilik fenomenlerin müziğini ele alalım.

Enes Batur ve Berkcan Güven’in içerikleriyle trend halini alan fenomen şarkıları, başta eğlenceden ibaretti. Diss’leşmeler izlenmeleri beraberinde getiriyordu. Şarkıların sözleri fenomenlerin birbirilerine olan eleştirilerinden meydana geliyor ve sosyal medya kullanıcıları
ile kaynaşmayı kolaylaştıran rap veya pop müzik tercih ediliyordu. Ardından Berkcan Güven, Ezhel‘le Fenomen’i çıkardı. Eleştirilere “Arkadaşlar şarkıyı ciddi ciddi eleştirmenize gülüyorum, troll kanka bu” yorumunda bulunan Güven, Akbilim Boş şarkısıyla bunu pekiştirdi.

Sonra Reynmen ve Veysel Zaloğlu reggae havasında Voyovoy’la karşımıza çıktı. Bir diğer taraftan Eylül Öztürk (Memeli Mestan) Avamel şarkısıyla pop türünde bir çalışmaya imza attı. Fenomenler giderek profesyonellerle çalışıyor; yapılan işin eğlence mi yoksa sanat mı olduğunu ayıramıyorduk. Birden arabesk rap parçası Derdim Olsun’la çıkış yakalayan Reynmen’in şarkısı eğlenceyi aştı.

Bundan itibaren dikkatlerimiz iyice fenomenlerin şarkılarına yöneldi. Reynmen aniden 120 milyon tıklı şarkısını sildi, “Yok bottan silindi, yok ondan bundan silindi… Yoo gayet de ben kaldırdım. 200 milyonluk parçam da olmayıversin. Hayatıma mâl oldu. Derdim oldu. İstemiyorum! Bugün bu şarkıyla gelmedim buraya, yarın da o şarkıyla var olmayız… Hadi bakayım!” dedi, sonra dayanamadı videoyu yeniden koydu. Müziği ve klibi trollük boyutunu çoktan aştı. Aklımızda aynı soru dönüp duruyor: Müzisyen mi, ‘popi influencer’ mı?

‘NASILSA YETERLİLİK ŞARTI YOK’

Yavuz Hakan Tok fenomenlerin şarkılarını sanat kapsamında üretmediğini düşünüyor “Bugün şarkı söyler, yarın kitap yazar, ertesi gün stand up yapabilirler. Takipçileri de bunu istiyor zaten. Nasılsa yetenek ve yeterlilik şartı yok. Canları ne isterse onu yapıyorlar. Mesela; Reynmen’in şarkısı 70’lerde yapılmış ortalama bir arabesk şarkıdan ya da Eylül Öztürk’ün şarkıları 90’larda yapılmış tırı vırı pop şarkılarından kötü değil. Ama zaten mesele şarkıların teknik ve artistik açıdan iyi kötü olmaları değil. Mesele bu şarkılar niye var, neye hizmet ediyorlar? Israrla ‘Ben şarkıcı değilim’ diyen biri niye şarkı yapar, klip çeker? Orada bir hile var.” Bir nağmenin peşinde yıllarca koşturan sanatçılar, emek yumağının gelir kapısı açması için bir fenomenle iş birliği hatta ‘şımarık’ bir gençle çalışma yapmak mı zorunda?Sanatçı köprüyü geçene kadar feno’ya dayı demek zorunda mı kalacak?

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Reynmen (@reynmen)’in paylaştığı bir gönderi ()

 Tok, “Çok üstüne gittiniz bu çocukların” diyenler yerine bilgi ve deneyim için dirsek çürütmüş insanlara hak veriyor. Yeteneksizlerin bu cüreti karşısında yetenekli ve deneyimlilerin tepki vermelerini anlayışla karşılıyor. “Reynmen çıkıp ‘Evet ben fenomen olarak tanındım ama artık şarkıcı olacağım, bunun için de bu yola baş koyacağım, bu da benim ilk denemem’ dese nispeten anlaşılabilir. Ama para kazandıracağını bilse ressam ya da heykeltraş da olabilir, opera da söyleyebilir.” Tok, hepimizin vasatlığa zorlandığı bu dönemde, sanatçı dediğimiz insanların ekstra çaba sarf etmek zorunda olduğunu söylüyor,
sanatçının isteyeceği en son şeyi bu olarak tanımlıyor.

Meselenin diğer boyutu takipçilere bakınca, fenomenlerin takipçilerine bağlılığı görülüyor.
Yani halk bunu; kendisine benzeyeni görmek istiyor. Fenomen ne kadar çıplaksa onlar da en az o kadar çıplak, fenomen çıplak demek kitle için önemsiz. Tok, “İnsanoğlunun başa sarmış tekamülünün bizi eninde sonunda belki bir 100 yıl sonra, şimdilerde kaybettiğimiz doğrulara geri getireceğini düşünüyorum. Bunu söylemeliyim. Çünkü yeteneksizliğin hacmi ne kadar büyürse büyüsün, dünya yetenekliler sayesinde dönüyor” cümleleriyle insana olan inancımızı pekiştiriyor. Fenomenin, insanın evrendeki macerasının tüm birikimlerini üstünden çıkarması ve çıplak kalması karşısında sessiz kalamadık. Bu yüzden bu suskunluk selinde eleştirel düşünceye tutunuyoruz ve söylüyoruz: Fenomen çıplak.