Asgeir: Hep biraz endişe oluyor

Arda AŞIK
aasik@hayhuy.co

İlk albümü Dýrð í dauðaþögn, İzlanda’nın nüfusunun neredeyse yüzde 10’u kadar satan Asgeir, 2 Mart’ta Birlikte Güzel çatısı altında Salon İKSV‘de müzikseverlerle buluşacak. Elektronik indie’yle atmosferik folk müziğini harmanlayan müzisyen, İskandinav müziğinin durumundan çocukluğuna, şair babasından sanatına birçok konuyu BoS’a anlattı.

  • Müziğiniz akustik gitar ve teknolojinin harmanı. Nasıl gerçekleşiyor bu? 

Genelde bestelerimi akustik enstrümanımda yaparım ve bunu üzerinde çalışacağım temel olarak kullanırım. Turnedeyken eve yeni bir enstrümanla dönmek istiyoruz ve çoğu zaman eski synthesizer’ler getiriyoruz, iyi bir koleksiyonumuz var. Her biri farklı karakterde, şarkının mood’unu tamamen değiştirebiliyorlar. Benim favorilerim Prophet-5, Roland SH-2, Minimoog, Yamaha-CS-60, Korg Delta. Genelde şarkının bitiş aşamasına birçok denemenin ardından ulaşıyoruz. Tüm enstrümanları çalabilen benim ve kaydı çoğu zaman kendim yapıyorum.

  • İskandinav müziğinin şu anı ve geleceği hakkında ne düşünüyorsun? 

İskandinav müziği oldukça iyi bir yerde. en azınan İzlanda şu anda çok fazla iyi müzik üretiyor. Pop müzik kesinlikle müzik tarihi zengin olan İngiltere ve Amerika’dan çıkan şeylerden ilham alsa da bence bazen farklı bir bakış açısı ve eşsiz bir dokunuş yapıyoruz ona.

  • Babanızın bir şair olarak etkisi nedir?

Babamın kalemini ve yazmaya olan tutkusunu hep taktir etmişimdir. Sadece bir kez onun tarafından yazılmış bir şiire beste yaptım, bana ilham oldu. Ama genelde tam tersi oluyor, önce müziği yapıyorum sonra sözleri yazıyorum. Onun dizelerinde, şarkılarımda üstesinden gelmeye çalıştığım mood ve duyguları yükseltecek güç var.

  • Müziğinizi şekillendiren şarkıcı, grup, film, kitap ve her şeyden söz eder misiniz?

Ailemin etkisi büyük. Ağabeyim sürekli şarkı yazıp grubuyla çalan biriydi.12 yaşımdayken Yüzüklerin Efendisi filmlerini takıntı yaptım, Howard Shore’un seri için yaptığı besteleri özellikle Hobbit’in şarkısını öğrenmek için piyano çalmaya başladım. İlkokulda bir rock grubunda çalıyordum, okuldan sonra davulcunun ailesinin garajında kendimizin bestelerini ya da başkalarınınkileri saatlerce çalardık. 14 yaşımda falan daha çok, country ve blues etkisindeki kendi müziğimi icra etmeye başladım. Johnny Cash, Stanley Brothers ve İzlandalı sanatçılar KK, Mugison ve LayLow’yu çok severdim. The Tallest Man On Earth, Bon Iver, James Blake ve Elliot Smith’leyse kendi müziğimi buldum.

  • İlk konserinizde nasıl hissettiniz?

Benim ilk konserlerim 4 bin kişinin önünde, ilk albümümünün başarısının ardından gerçekleşti. 2012’deydi ve şimdi her türlü mekanda tonlarca konsere çıktım, artık çok daha iyi hissediyorum. Hep biraz endişe oluyor…