İçinizdeki Bowie’yi serbest bırakmak

YENİ DALGA
Esra GÜNDOĞDU
@esragundogdu

Kasım ayları her zaman güzeldir. Beklenmedik sıcakları aklıma iklim değişikliğini düşürmeden önce, bana daima kasvetle karışık bir coşku verir. 2019’daysa orijinal gruplardan Deerhunter’ı önce Utrecht’te Le Guess Who’da, sonra İstanbul’umuzun güzide müzikholü Babylon’da izleyeceğim Kasım’a selam! Alternatif, saykedelik, nosie; her işini daima sevdiğim kült grup Deerhunter ve alametifarikası Bradford Cox geliyor!

Deerhunter indie müziğin kitabını yazmış, janrada yeni dalganın ilk tohumlarını atan gruplardan biri. Brad ve davulcu Moses Archuleta yaklaşık 20 yıl önce, 2001 yılında kurmuş. İkisi zaten grubun elebaşları, demirbaşları ve grubu kurduklarında 19-20 yaşlarındalar. Yıllarca arkadaşlar gruba girmiş çıkmış, elemanlar yeri gelmiş dönemlik, turne bazlı değişmiş ama Bradford ile Moses sabit kalmış. Cox röportajlarda her fırsatta Archuleta’yla kafasının ne kadar uyuştuğundan bahsediyor. Sıkı bir duo kendileri, sarhoş olup birbirlerine ‘seni seviyorum’ diye mesaj attıklarına da neredeyse eminim.

SOFİSTİKE BİR DEERHUNTER

Deerhunter’ın müziğini anlamak, yaklaşımını çözmek için baştan sona tüm albümleri dinlemeli çünkü her seferinde öne çıkarmayı tercih ettikleri şeyler farklı. 2007 yılında çıkardıkları ilk albümleri Cryptograms’de noise, deneysel, saykedelik ögelere sık sık denk gelirken, 2008 yılındaki ikinci albümü Microcastle’da dreamy bir sound ve Bradford’un vokali öne çıkıyor. 2010 çıkışlı Halcyon Digest, grubun tüm müzikal elementlerinden ve ilhamlarından incelikle örülü muhteşem bir albüm. Benim için en özel albümleri, 2015’te yayınladıkları Fading Frontier. Brad’e 2014 yılında parkta köpeğiyle yürürken bir araba çarpmış, albümü de iyileşme süreci boyunca yazmış. Deerhunter’ın manik depresif şarkılarla dolu bu albümü benim de o zamaki ruh halime çok uygundu. Bu yılın başında yayınladıkları son albümleri Why Hasn’t Everything Already Dissapeared?’da ise baştan sona dünyanın neden hâlâ yok olmadığını tartışan, hatta iklim krizine atıflarda bulunan sofistike bir Deerhunter karşımıza çıkıyor.

Grubun iş birlikleri ve ilham aldığı noktalar beni derinden etkiliyor. Bradford kah Thelonious Monk’tan söz ediyor kah elinde Musica Futurista The Art Of Noises diye bir albümle çıkageliyor. White Fence’in Tim Presley’sinden son albümlerinin prodüktörlüğünde de parmağı olan Cate Le Bon’a, Stereolab’ın Tim Gane’inden ve Broadcast’in James Cargill’ine, grubun iş birlikleri listesi de epey kabarık.

INDIE STAR: COX

Deerhunter’ın albüm kayıtları tertemiz, çok güzel; ama onları özel yapan şey kesinlikle canlı performansları. Sahnede bir araya geldiklerinde voltranı nasıl oluşturduklarından söz etmeye gerek yok, iyi müzik yapıyorlar ve sahnede mutlular. Yanı sıra Bradford’un sahneye havalı gözlükler, elbiseler ve içinden geldiği kadar bir makyajla çıkıp sahte kanla yaptığı deneysel girişimleri de gündeme getirmek isterim. YouTube’a ‘Deerhunter freak out on stage’ yazın, izleyin.

Bradford görüp görebileceğimiz en ilginç frontman’lardan biri. O kesinlikle şu filmlerde gördüğümüz bir garip gelen ama cazibesine asla dayanamadığımız indie star. Kendisi için jenerasyonumda David Bowie’ye en yakın şahsiyet benim demiş, çok doğru. İşte o bunu kendi kendine dile getirebilecek kadar da özgüven sahibi biri. Dünyadaki en büyük bağımsız plak dükkanı Amoeba Music’in What’s in my Bag videolarından yüzlerce izlemişimdir. İçeri girip merch alan bir tek Brad’i gördüm. Kendisinin Atlanta Grant Park’taki evi kesin ıvız zıvır doludur ama hepsinin de bir işlevi vardır. Hayatın her anında olmaya pek meraklı gibi görünmese de, onunla bazen bir plakçıda hayatın anlamıyla ilgili konuşurken, bazen bir Gucci defilesinde sezonun trend parçalarıyla podyumda boy gösterirken karşılaşabiliyorsunuz.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Deerhunter (@deerhuntermusic)’in paylaştığı bir gönderi ()

Deerhunter Instagram‘ı da grupların yeni nesil sosyal medya kullanımının harika örneklerinden. Hesabı Bradford kullanıyor ve mavi ojeli tırnakları, uçakta izlediği garip bir film gibi detayları biz sıradan fanilerle paylaşıyor. Yetmiyor izlediği köpekli garip filmin yönetmeninin Kevin Morby’nin babasının iş arkadaşı olduğunu da gönderilerin altındaki yorumlardan öğreniyoruz. Deerhunter’ın bugün herhangi bir indie grubu olmamasının sebebi Bradford ama o grubun lideri diye anılmaktan hoşlanmıyor. Hatta solo projesi Atlas Sound’un Spotify açıklama metninde kendini ‘Deerhunter’ın eksantrik vokalisti’ diye trollüyor ama grubunu da ‘indie rock hareketi’ diye onore etmekten çekinmiyor. Hakkı var. Bana sorarsanız kült bile derim kendileri için.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Deerhunter (@deerhuntermusic)’in paylaştığı bir gönderi ()

İTİRAZ YOK!

Deerhunter indie müziğin ilk dalgasıyla kıyıya vuran, janraya yön veren gruplardan biri. Koskoca 20 yılda değişen müzikal rotalarını birkaç kelimeye sığdırmak da epey zor. Bu yüzden aslında canlı kanlı dinlemeniz konusunda ısrar ediyorum. Onların müziği, duruşu hayallerinizi gerçekleştirme motivasyonunuzu yükseltecek. Sadece Bradford’un değil, hepimizin kendine has alter egoları mevcut. Reçetenize konsere kadar günde birkaç doz Deerhunter yazıyorum, itiraz yok. İçinizdeki Bowie’yi serbest bırakmak konusunda size ilham verecek bu şarkıları antibiyotikmiş gibi dikkatli ve bol su ile tüketiniz efendim. Şimdiden geçmiş olsun, sevgiler!