In Hoodies: İstatistiklerden etkilenmeden müzik yapmaya çalışıyorum

Alternatif müziğin ‘kapüşonlu sesi’ In Hoodies, kimi zaman bir başına çıkıyor sahneye kimi zaman saz arkadaşlarıyla. Parçalarında Britpop, rock, pop, elektronik ve daha birçok tınıya rastlıyoruz. Alternatif müziğin gözde ismi son olarak Recalibrated Expectations albümünü çıkardı. Efsane prodüktörle tanışmasından albüme kadar birçok konu hakkında Back on Stage’in sorularını yanıtladı.

  • Albüm ne kadar sürede ortaya çıktı? Dinleyiciye yansımayan süreçten söz eder misiniz?

Kayıtlar uzun aralıklarla, bir yılı geçen bir süreye yayıldı. Önce ev demolarından 14 şarkıyla başlayarak Blue Kite stüdyolarında uzun süre kayıtlar yaptık. Bu süreçte arada daha farklı tınlayan 4 yeni şarkı ortaya çıktı ve bu şarkılar geçen sene yayınlanan Circling The Cage isimli kısaçaları oluşturdu. Bundan sonra iki şarkı daha eklenerek Vibes İstanbul stüdyolarında devam etti albüm kayıtları. Sonrasında Christchurch’de yaklaşık bir haftada Chris Potter ile vokal ve ek gitar kayıtlarını aldık. Miks tamamlanmadan önce Tantana stüdyolarında bazı geri vokal ve akustik gitar kayıtları alındı. Evde ilk kaydedilen halleri daha çok içime sinen kanallar ise demodaki halleriyle albümde. Süreç içinde şarkı sayısı çok arttığı için albümde bütünlük sağlayabilecek, birbiri ile iletişimi olan ve iyi bir akışı olacak şarkıları bir araya getirmeye çalıştım.

  • İlk albümünüz A Lunar Manoeuvre‘ün ilk parçası Brave‘e tıkladığımda hemen bir Britpop esintisi hissettim. Müziğinizi sadece ‘alternatif’ tabiriyle tanımlamak biraz yetersiz gibi duruyor. Siz nasıl tanımlarsınız?

Sanırım en temelde indie veya indie rock demek mümkün. Haklısınız, özellikle ilk albümde britpop, britrock gibi türlere çok yakın şarkılar.

  • Efsane prodüktör Chris Potter‘la çalışmanızın yukarıdaki durum üzerinde bir etkisi var mı? Kendisiyle çalışmak nasıl bir deneyim ve nasıl bir araya geldiniz?

Çok etkisi var tabii. Mail ve Skype kullandık. Demolar gönderdim ve şarkılar üzerine konuştuk sonra kayıt için Londra’da buluştuk. Onunla sadece tanışıp müzik üzerine konuşabilmek bile harika. Müziğe ve yaptığı işe gösterdiği özene, verdiği değere, konsantrasyonuna tanık olmak inanılmaz.

  • Solo performanslarınızın yanısıra Yasemin Özler, Feryin Kaya, Todd Gibson ve Murat Yakupoğlu’nun dahil olduğu beş kişilik bir kadro olarak da çalışıyorsunuz. Solo In Hoodies ve grup halindeki In Hoodies arasındaki fark nedir?

Bu durum olabildiğince farklı yerlerde müziği paylaşma isteğinden kaynaklanıyor aslında. Tüm grup sahnedeyken ortaya çıkan müzik, çok katmanlı, hem daha melodik hem de zaman zaman çok daha sertleşebilen bir müzik. Her alanda bunu fiziksel olarak sağlamak mümkün olmuyor. Bu nedenle tek başıma veya iki, üç kişi olarak yaptığımız performanslar da oluyor. Bazen sadece bir akustik ve elektrik gitarla yaptığımız, bazen de synth ve çellonun eklendiği farklı performanslar oluştu. Her müzisyen arkadaşım şarkılara kendilerinden çok şey ekliyor. Bu performanslarda canlı çalınırken şarkılar da farklılaşıyor aslında, farklı hissettiriyorlar.

Tam ekip sahnede olduğumuz konserlerin yeri ayrı ama diğer performanslarda da şarkılara farklı açılardan bakabilmeyi, farklı ve yeni seslerle, değişimlerini deneyimlemeyi seviyorum.

  • Bu albüm için ilginç ve özel bir işbirliği var. Sanatçı Murat Güzelgün’ün hazırladığı maketler sokağa  bırakıldı. Neden?

Albüme ilişkin fiziksel bir materyal olması fikrini seviyorum. Bu ev maketlerini bir şekilde sokağa bırakabilmek istedik. Müzikal anlamda bir geri dönüşü olacağını sanmıyorum. Zaten bizim için birbirini besleyen şeyler üretebilmek önemliydi. Evsizlik, göç, mülteci olmak, şehirlerin dönüşümü ile deforme olan anılar, gitmek, kalmak, aile, yalnızlık, değişen kimlikler gibi şeyler üzerine çok konuştuk. Onun üretimleri ve fikirleri, müziği ve sözleri de çok besledi. Sonunda maketlerden bir tanesi albüm kapağında yer aldı.

  • Üniversitenin başlarında televizyonda Richard Ashcroft’u izlerken yola koyulduğunuzu söylediniz. Müzik için biraz geç bir zaman değil mi?

Evet, sanırım çoğu örneğe baktığınızda geç bir zaman. Çok daha erken yaşta müzik üretmekle iç içe olabilen kişilerin, özellikle müzikle ilgili eğitim alan kişilerin enstrümanlardaki hakimiyetlerine, müzik kulaklarına, aynı şekilde müzik bilgilerine sahip değilim. Bu belki şarkılara daha içgüdüsel yaklaşmamı sağlıyor. Bu yetkinliğe hiç sahip olmayıp çok daha erken üretip paylaşmaya başlamış olmak isterdim.

  • Kapüşonun hikmeti nedir?

Bir hikmeti yok. Saklanma, içe kapanma, pikenin altında kalma isteği, anonimlik gibi düşünceler ifade ediyordu benim için. Aynı anda naif ve agresif şeyleri çağrıştıran kapüşonun içinde olmak ismini sevmiştim.

  • Alternatif müziğin gözde isimlerinden olmanıza karşın Spotify’da 2 bin 500’e yakın takipçiniz var. Gerçek hayattaki popülaritenizle sanaldaki ayrışıyor mu?

Dediğiniz rakamlar, başka veriler referans alındığında, herhalde pek çok müzisyene, gruba göre, bir çeşit ‘az bilinme’ ifade ediyor sanırım. Önemli değil ki. Sadece yaptığım şey anlam ifade edebilecek, dinlediklerinde iyi gelebilecek insanlara ulaşsın istiyorum. Şarkılar, müzik, özünde ölçülebilecek şeyler değil bence. Zaman zaman sonuçlarını yaşasam da istatistiklerden etkilenmeden müzik yapmaya çalışıyorum.

  • Hedefleriniz ve yakın gelecek planlarınız neler?

Kimseye zarar vermeden yaşayabilmek, üretip, paylaşabilmek. Gerçek kalabilmek. Müzik özelinde ise paylaşmak istediğim çok şarkı var. Başka müzisyenlerle bir araya gelmek, farklı tınlayan şeyler üretebilmek ve müziği olabildiğince farklı yerlere iletebilmek istiyorum.