Kadın prodüktörler nerede?

Ahmet YATĞIN

Dünya, kadınları daha fazla yok sayamaz. Sayamıyor da. Öyle ki, aksini düşünen biriyle konuşmak insanı bunaltıyor. İş hayatından kültürel yaşama kadar birçok alanda yerini zaten sağlamlaştıran ve koyulan sınırların ötesine geçen kadınlar; içinde yaşadığımız dünyadaki o müthiş tesirini giderek artırıyor. Hâl böyleyken, bazı köşelerde hiç kadın görmediğimiz zaman artık, “Kadınlar nerede?” diye sormadan edemiyoruz.

Sadece 6 kadın

İşte böyle bir refleksle medium.com’dan Kat George’un haberini ilk okuduğumuzda aynı soru, bizim de aklımızı kurcalamıştı. Haberde şimdiye dek, Grammy Yılın Yapımcısı Ödülü’ne (Klasik Müzik Dışı) sadece 6 kadının aday gösterildiğinden bahsediyor ve kadın müzisyenlerin nerede olduğunu soruyordu. Peki düşününce, stüdyodan çıkmayan ve zaman zaman kablolara takılıp o pahalı cihazları düşürme tehlikesiyle karşı karşıya kalan kaç kadın vardı ki Türkiye’de? Belki de binlercesi şarkı söylüyor, hatta enstrüman çalıyordu ama kadın prodüktörler neredeydi? İşte… Araştırma serüvenimiz böyle başladı.

‘Bu azimle çocuk bile doğurabilirler’

Bu konu hakkında kimlerin ne düşündüğünü merak ettik ve sorduk. Müzik yazarı Naim Dilmener bu soruya ait cevabı doğrudan cinsiyetçilik ile bağdaştırdı. Ona göre kadın prodüktörlerin sayısının az olmasının sebebi eşikteki erkeklerdi. “Cinsiyetçilik. Hayatın her alanında ve dünyanın dört bir yanında durum aynıdır. Her meslekte kadın sayısı azdır. Bazen de hiç yoktur. Erkekler -düzen gereği- kadınlara şans tanımadıkları için de bu böyledir. Her şeyi kendileri yapmak istiyorlar. Bu azimle çocuk bile doğurabilirler.” değerlendirmesinde bulundu.

Peki bu cinsiyetçilik kadınlara nasıl yansıyor olabilirdi? Madem öyle kadınlar, herkes tarafından ve her yerde hissedilen ve hatta kimi zamanlar şiddet dolu cinsiyetçilik karşısında neler yapıyordu? Yaşamını Amerika’da sürdüren ve Berklee College of Music’ten mezun olan kadın prodüktör Sırma’nın, BirGün’den Burak Abatay’a verdiği mülakata denk gelmiştik. Bu mülakatta, sorunu cinsiyetçilik ile bağdaştıran Naim Dilmener’in açıklamalarını destekleyen ifadeler bulunuyordu.

Sırma, “Kesin o yapmamıştır, teknolojiden anlamıyordur, kafası basmıyordur… Vardır arkasında bir adam! diye bakanlar oluyor hala.” sözlerini sarfetmişti. New York’ta ses mühendisi olarak çalıştığı sırada, 8 kişilik ekipteki tek kadındı. Onunla çalışmaktan, kadın olduğu için çekinenler olmuştu. “İlk işimdi New York’ta ve o yıl inanılmaz cesaretim, kendime olan güvenim kırılmıştı.” diyerek duygularını dile getirmişti. Bu netti. Ortada kadınların sadece cinsiyeti yüzünden birçok yerde ve durumda yetersiz görüldüğü söz konusuydu.

Uygulamada istenen başarı yok

Cinsiyetçiliğin nedenini eğitim sistemine bağlayan EğitimSen web sitesinde yaptığı açıklamada; eğitimin farklılıklara saygı duyan, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin özgür bireyler yetiştirmeyi amaçladığını ancak uygulamada maalesef istediği başarıyı elde edemediğini verilerle birlikte paylaştı. Resmi okullarda eğitim görenlerin yüzde 51,3’ü erkek, yüzde 48,7’sini ise kız öğrenciler oluşturdu. Sadece kızların olduğu okullarda veya açıköğretimde ise bu sayısı % 64’lere çıkıyordu. 2016-2017 yıllarına ait bu verilerde kadınların küçük yaştan itibaren aile içinde, eğitimde ve iş hayatında cinsiyetçilik ile karşı karşıya kaldığına tam kanaat getiriyoruz. Peki işler, iş hayatında nasıl
gidiyordu?

‘Biz de bilmiyoruz, neredeler?’

Sony Music’ten Pazarlama Direktörü Gamze Sakallılar’a, kadın prodüktörlerin nerede olduğunu sorduğumuzda “Biz de bilmiyoruz, neredeler?” cevabını vermişti. Kadın çalışan oranının yüksek olduğu bir şirkette çalıştığını paylaşan Sakallılar, sözlerine şöyle devam etti. “Her alanda olduğu gibi, müzik sektöründe de Türkiye’de erkek egemen bir dağılım var. Kadınlar aslında çok kilit pozisyonlarda olsa da, en tepeye baktığımızda yine hep erkekleri görüyoruz.” diyen Gamze Sakallılar; profesyonel çevrenin kadınları önemsemeyen bakışı olsa da kendilerinin, sadece şarkının başarısıyla ilgilendikleri vurgusunu yaptı. “İyi şarkının her zaman kendini duyuracak bir kitlesi olduğuna inanıyorum. Burada bir kadın veya erkek ayrımı olduğu düşüncesinde değilim. Müziğin cinsiyeti olmamalı. Dinleyicinin de kadın veya erkek yorumcudan ziyade, o şarkıdan aldığı duyguyu önemsediğini ve bu duyguyu içselleştirdiğine inanıyorum.” sözleriyle aslında hepimizin söylemek istediğini dile getirdi.

Kadına; anne, eş, evlat ve çalışan olmak gibi birçok rol biçildiğini söyleyen Sakallılar, bu sorunu çözmek için kalıpları kırmak ve cesaretli olmak gerektiğinin altını çizdi. Ona göre başarının sac ayaklarından biri cesaretti. Doğrusu müziğin cinsiyeti olmamalı.

Bu şüphesiz hemfikir olduğumuz bir konu ancak bu yazı, kadının veya erkeğin ürettiği müzikten ziyade, kadının “cinsiyetçilik” yüzünden üretemediği müziğin sebeplerini inceliyor. Bütün bunlara rağmen Gamze Sakallılar’ın ifade ettiği gibi cesaretini eline alıp; üretime geçen ve şansı yaver giden kadınlara da bakalım istedik. Sorun da bu ya, kadın prodüktörlere ulaşmak epey zordu. Neyse ki internet bizim için her şeyi arşivliyordu.

Yayın hayatına son veren ancak web sitelerinden hala haberlerine ulaşabildiğimiz Zero İstanbul’dan Pınar Üzeltüzenci’ye konuşan Başak Günak (Ah! Kosmos) aldığı tepkiler sorusuna, “İlk başlarda birçok garip tepkiyle karşılaştım. Bu tepkiler açıkçası tanıdığım kişilerden gelen tepkilerdi. Yaptığım müziği dışarıda bırakıp kadın oluşumu veya sahnedeki prezansımı odağa alan ve maalesef yapıcı bir yönü olmayan yorumlarla karşılaştım” cevabını vermişti.
‘Kadın olduğumu zaten biliyorum’

Aynı mülakatta bir başka kadın müzik prodüktörü İpek Görgün, “müzik prodüktörü”  yerine “kadın bir müzik prodüktörü” olarak anılmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti. “Kadın olduğumu kendim zaten biliyorum, kadın olmayı da çok seviyorum; ama sürekli birilerinin bana ‘sen kadınsın bak sakın ha unutma, kadınsın evet, çünkü sen kadınsın’ demesini zorlama buluyorum.” sözleriyle kadın prodüktör olarak sınıflandırılmayı doğru bulmadığını dile getirmişti.

Prodüktörleri kadın ya da erkek olarak sınıflandırmak doğru değildi ama yine de prodüktörler arasında kadınlar, neredeyse yoktu. Cinsiyeti yüzünden başarısı engellenen kadınların yaşadıkları şeyler asıl bu noktaya cinsiyetleri taşıyordu. Yani bu, zaten var olan bir problemin ortadan kalkmasıyla ancak çözülebilecek başka bir problemdi. Kadınlar bu işin teknik kısmında var olabilmek adına önündeki tüm engellerden kurtulduğunda; prodüktörlerin cinsel kimliğinin hiçbir önemi kalmayacaktı. İşte bu yüzden “kadın prodüktör” kelimesini kullandığımızı belirtmek gerekir. Problem çözülene dek böyle bir sınıflandırma yapmak sanıyorum kimseyi incitmeyecektir.

Peki şirketler bu durumda ne yapıyorlar? Playtuşu.com’da yer alan habere göre Spotify, kadın ses mühendisleri için Berklee Collage of Music ve Electric Lady Studios ile güçlerini birleştirmiş; kadın ses mühendislerine Spotify stüdyolarında çalışmak dahil birçok fırsat sunacaklarını ilan ettikleri “EQL Studio Residency” programını gerçekleştirmişlerdi.

Bu konuyla ilgili bir diğer haberin yer aldığı cu-sentry.com’da, Spotify’ın Kültürel Etki Bölümü Direktörü Kerry Steib, problemin çözümü için taşın altına elini soktuklarını gösteren açıklamalarda bulundu. “Kadınlar; sanatçı, şarkıcı, söz yazarı, ses mühendisi ya da prodüktör olarak gösterilmiyor. Biz kaynaklarımızı, sektördeki büyük ortaklarımız ile birlikte bu problemin çözümü için kullanmalıyız.”

Spotify gibi şirketlerin özellikle bunun gibi problemlerin çözümünde kilit rol oynayacağına inanıyoruz. Bu açıklamalarla birlikte geleceğe olan umudumuzu pekiştiriyoruz. Ancak tüm bu açıklamalar 2018 senesi için gerçekleşmişti. Oysa 2019 senesine dair henüz bir duyuru yapılmadı. Umarız bu sene daha kapsamlı bir çalışma yapılır. Hatta bu, Türkiye’deki ortaklıklarla ulusal bir boyut kazanır ve fırsat eşitliğine giderek daha da yaklaşabiliriz.

Bu araştırma konusu doğrultusunda bir elin parmaklarından fazla kişiye; kadın müzik yazarlarına, kadın derneklerine, kadın prodüktörlere ve kadın müzisyenlere sorularımızı ulaştırdık. Bazıları yoğun gündeminden dolayı, bazıları ise söz vermelerine rağmen yaşadığı aksiliklerden dolayı bu konu hakkında görüş bildiremediler. Bu dosyada daha çok kadın olmasını arzuluyor olsak da; kadınların sahada yoğun bir şekilde çalışıyor olmaları bizleri çok sevindirdi.

20. yüzyıla ve hatta günümüze dek siyahilerin yaşadığı eşitsizlik ve fırsat hırsızlığı karşısında; BB Kingler, Duke Ellingtonlar, Muddy Waterslar; üstelik bir de ‘kadın başına’ olan Nina Simone’lar, Whitney Houston’lar, Aretha Franklin’ler nasıl büyük başarılar elde ettiyse, şimdi de kadın prodüktörlerin tüm bu olumsuzluklar karşısında efsanevi başarılarla bizi karşılayacaklarından hiç şüphe duymuyoruz. İnsan tüm engellere; din, dil, ırk, cinsiyet, sınıf gibi tüm ayrımlara rağmen özgürce üretim yapabilecek, buna inanıyoruz. Çünkü insan çok güçlüdür. Çünkü kadın çok güçlüdür.