Kuğu Gölü devriminin perde arkası

Sokağa çıkıp “Baleye dair ne bilirsiniz?” diye sorsak çoğunluk öylece bakakalır. Ama herkesin aşina olduğu bir sahne elbette var ki o da Çaykovski’nin Kuğu Gölü Balesi’nin ikinci perdesinde kuğuların zarif dansı…
Meraklısı olduğumdan değil ama Odette‘nin gelişini müjdeleyen obua melodisi, anti-bale tipi insanların bile karşı koyamayacağı bir şey. 2018’de Royal Ballet‘ın Darcey Bussell ve Ore Oduba tarafından sahnelenen Kuğu Gölü Balesi’nin kayda değer son sahnelenişiydi ve ona gelene kadar yapılan binlerce taklit ve parodisiyle hepimiz aşina olduk. O kadar çok işlendi ki ilk kez 1877’de Bolşoy Tiyatrosu’nda sahnelenen orijinali hatırlanamaz hale geldi belki de… O günden itibaren Rus balesi, dramatik ahenge pek bağlı olmadan piyes ve bireysel karakter odaklı hale geldi. 18’inci yüzyılın başlarından itibaren Fransa ve İtalya’dan New York’taki Imperial Theatre‘a bale ustaları ve yıldız dansçıların transferi başlamıştı ve bir Rus hikayesi ya da karakterinin görünmesi zordu. Yazarlar ise mütevazı bir güruhtu.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Imperial Theatre Augusta (@imperialaugusta)’in paylaştığı bir gönderi ()


Bir Rus 19’uncu yüzyıl bale eleştirmenine göre oyun ve danslar hazırlandıktan sonra müzisyen çağırılırmış. Bale ustası ritimleri gösterir ve müzisyen usluca isteneni doğaçlama olarak yaparmış. Yani yaratıcılık için pek de alan bırakılmazmış. Peki hali hazırda Romeo ve Juliet’le birinci Piyano Konçertosu’nun bestecisi Çaykovski neden Bolşoy’dan gelen talebe olumlu dönüş yaptı? Çünkü tiyatro onun için reddedemeyeceği bir teklifti, ona âşıktı. Diğer sebep ise network’tü. 1871’de yeğenleri için küçük bir gösteri hazırlamıştı: Kuğu Gölü. Bir başka sebep ise ulusal denebilir. Rusya’nın ötesinde değişim vardı. Fransa’da kadın kahraman ve şeytani büyücülerle bezeli, çarpıcı şekilde mim ve dans harmanıyla yüklenmiş yeni romantik bale köklerini salmıştı bile. Klişelerin pabucu dama atılıyordu. Yeni bestecilerden ve Çaykovski’nin favorilerinden Léo Delibes‘nin, bir karakteri müzikal motiflerle yansıtışı Kuğu Gölü’nün habercisiydi. Ayrıca 1843 yılında Rusya’ya İmparatorluk Balesi’nin neredeyse yarım asır boyunca yöneten Marius Petipa‘nın gelişini ve Rus karakter ve motiflerinin ilgi odağı olmasını eklersek Çaykovski gibi bir dahinin devrimsel başarıyı yakalaması için bütün ön koşulların sağlanmış olduğunu görürüz.
Tüm bunlara, İmparatorluk Balesi’ni neredeyse yarım yüzyıl boyunca demir çubukla yöneten yetenekli baş koreograf Marius Petipa’nın 1843’te Rusya’ya gelişini ve ayrıca Rus karakterleri ve temalarına yeni bir ilgi duyduğunu ve tüm ön koşulları sağladığınızı ekleyin. Çaykovski gibi bir dahi besteci için, devrimci bir şeyi başarmak ki usulüne uygun olarak işten bile değil.

via GIPHY

Peki müziğini özel kılan neydi? Öncelikle obuanın sesi. Ardından sahne değişimi ve karakterlerin ruh hallerini yansıması için kullanılan orkestrasyon ve dansçılar için tam bir baş belası olan sayısız dansın ritmik komplikasyonu. Ancak unutmamak gerekir ki diğer sanatsal devrimler gibi Kuğu Gölü de bir gecede başarıya ulaşmadı hatta kimilerine göre ilk gösterim bir fiyaskoydu. Rus nüfuzuna rağmen hikâye ve karakterler Almandı. Her dans tatmin edici değildi, Üçüncü sahnedeki geleneksel Rus dansları eğreti duruyordu. Çaykovski 1890’daki Uyuyan Güzel’inde daha da ileri gitti. Renkli orkestrasyon ve atmosferin çağrışımı konusunda 1892’deki Fındıkkıran‘da daha da ileri gitti. Kuğu Gölü ise Petipa ve asistanı Lev Ivanov’un revize edilmiş koreografisiyle kırılma noktasını yaşadı. Bale müziği bir daha asla aynı olmadı.