Kuzey ışıklarının müziğini dinlemek

hdrpl

Timur AKKURTTekno Safari

Yazıya geçmeden önce kısa bir giriş yapayım. Eminim pek çok yazar böyle başlamıştır. Ece Ulusum ve Mehmet Emin Demirezen iyi ki böyle bir işe girişti. Bu zamanda delilik bile diyebiliriz aslında. Gerçek olan bir şey var ki okunacak, yazacak doğru dürüst mecra kalmadığı için çölde vaha bir iş çıkardılar. Siz değerli okurlarımız, umarız sizlere kalıcı bir şeyler bırakmayı başarırız. Ve umarız yazılarımızı da seversiniz…

Kasım sonunda çok enteresan bir etkinliği takip etmek için Viyana’ya gittim: Işığın Senfonisi. Açıkçası ses çıkarmasa bile, herkesi her zaman etkilemeyi başaran Kuzey ışıkları bu kez bambaşka bir deneyimle bizim karşımızdaydı. Huawei’nin yapay zeka ile ilgili değişik bir projesine tanıklık ettik. Önce biraz projeden bahsedeyim ardından yapay zeka konusunu biraz daha detaylandıracağım. Sound of Light adlı proje, yapay zekanın görüntüleri okuyabilmesi ve topladığı verileri sese dönüştürmesi üzerine uzmanlar aylarca çalışıldı, daha doğrusu yapay zeka eğitildi. Huawei Mate 20 Pro üzerinde çalışan özel bir yapay zeka programına, öncelikle Norveç’te kaydedilen Kuzey ışıklarının nasıl davrandığı, hareket ettiği öğretildi. Sonraki aşamadaysa yapay zekaya bu ışıkları nasıl yorumlayacağı ve bu yorumu nasıl sese dönüştüreceği öğretildi. Sanat ekibiyse, yapay zekanın ses yorumunu senfonik bir düzenlemeye geçirmekle görevlendirildi. Böylece Kuzey ışıkları tarihte ilk defa seslendirilmiş, hatta müziklendirilmiş oldu. Tüm bu çalışmaların sonunda konser günü geldi. Dünyanın pek çok farklı yerinden gelen davetlilerin kafasında bir soru vardı. “Kuzey ışıklarının sesi neye benziyor?” İşte bu sorunun cevabını #Viyana’daki büyülüm gecede almış olduk. Performans, dünyanın en iyi orkestra şeflerinden ve bestecilerinden James Shearman’ın yönetimindeki Synchron Stage Orchestra tarafından gerçekleştirildi. Shearman, “Sound of Light için amacım, bu performansın duygulara hitap ettiği noktaları belirginleştirmekti. Böylece Kuzey ışıkları ve yapay zeka müzik aracılığıyla bizimle konuşuyor gibi olacaklar” dedi.

MÜZİĞE İNSAN ELİ MUTLAKA DEĞMELİ
Aslında insan eli değmeden bu kalitede henüz böyle bir senfoni ya da beste yapmak henüz mümkün değil. Olmasın zaten. Hatta sadece yapay zekanın yaptığı müziği ben doğru bulmuyorum. Dünya üzerinde (Elbette atıyorum) 100 milyar besteyi öğrenip onlardan esinlendiği algoritmalarla bize belli bir matematik düzeniyle bir şeyler sunmasınlar mümkünse. Bence insan faktörü, müzikle bağ kurmamızı sağlayan en önemli etken. Tamamen robotik bir yapay zeka ürünü ancak kendileri gibi yapay zeka kullanan robotları etkilesin. Bize özel, bizi biz yapan duygular, yaşanmışlıklar, acılar her neyse müzikten kimi zaman zevk almamızı kimi zaman acımıza ortak olması ya da kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Bazı şeyleri robotlara bırakmamakta fayda olduğunu düşünüyorum. Bir teknoloji markasının bunu bu şekilde kullanması kesinlikle iyi bir iletişim örneği. O konuda Huawei’nin hakkını yememek lazım. Kesinlikle yapay zeka konusunda ne kadar iyi olduklarını ve bu işi ne kadar ciddiye aldıklarını bize gösterdiler. Üstelik alt başlık olarak şunu da eklemeliyim. Dünyada yapay zeka konusunu da iyi attıkları bu önemli adımlarla sahiplenme konusunda da epey öne çıktıklarını belirtmeliyim.

via GIPHY

DAHA HIZLI ÖĞRENEN YAPAY ZEKALAR GELİYOR
Gelelim yapay zeka konusunda… Hayatımızın pek çok alanında aslında yapay zekayı ya fark etmeden kullanıyoruz ya da bilerek kullanmaya başladık. Benim bakış açıma göre yapay zeka olmalı. Eğer sınırları net bir şekilde belirlendiyse! Yani bizim hayatımızı kolaylaştıran, hata oranını düşüren ve kendimize daha fazla zaman ayırmamızı sağlayabildiği kadar. Sınırları zorlamamakta fayda olduğunu düşünüyorum. Şu anda pek çok çağrı merkezinde yapay zeka kullanılıyor. Hiç bir bankanın yapay zekasıyla bir sorunu çözmeyi denediniz mi? Ben denedim! Derler ya kırk fırın ekmek yemesi lazım. Üstelik saplandığınız anda sizi oradan çıkaracak bir insana ulaşmak o kadar zor ki! Bunlar ilk versiyonlar tabi, onlarda gelişmeye hatta daha doğru öğrenmeye başlamak üzereler. 2020 yılına geldiğimizde yapay zekalar çok daha güçlü öğrenebilme kabiliyeti kazanacaklar. Çok az kaldı yani! Hatalarından ders alan robotlar, yazılımlar ile karşılaşacağız. Üstelik aynı hatayı kolay kolay yapmayan bu yapay zekalı şeyler o tarihlerde hayatımızın içine epey girmiş olacak. Bundan korkmak, uzak kalmak mümkün değil. Eğer böyle düşünüyorsanız hemen o düşünceleri kafanızdan atın derim. Aç kalırsınız! Evet iş imkanları, yapılan mesleklerde paralelinde ciddi bir değişime girecek. Bu sisteme dahil olmayan şirket ve bireylerin işsiz kalması pek muhtemel bir seçenek olarak önümüzde duruyor olması biraz tatsız ancak gelişen teknolojinin önünde durmak artık hiç kolay değil. Yapay zeka ve robotlarla ilgili o kadar çok anlatılacak şey var ki… Ancak ilk sayıdan Ece ve Mehmet ile papaz olup sabıkalı yazarlar listesine girmek istemiyorum…