Müzikteki doğa

Hüseyin NECİPOĞLU – Archivist

Rüzgarda savrulan bir yaprak… Bomboş bir sokakta kimin tarafından atıldığı belirsiz plastik poşetin bir sağa bir sola havada dans edişi… Bu görüntüleri hayal edin. İkincisi size tanıdık gelebilir. Sam Mendes’in 1999 yapımı Amerikan Güzeli filminin en etkileyici sahnelerinden biridir. Filmin baş karakterlerinden Wes Bentley’in canlandırdığı Ricky Fitts’in filmde video kaydı yaptığı sahne. Bu iki görüntü size çok şey ifade edebilir ya da hiçbir şey ifade etmeyebilir.

Müziğin doğayla ilişkisini, etkileşimini her zaman irdelemişimdir. Kusursuz ya da olağanüstü eserler yaratmış nice besteci ve sanatçıların en büyük esin kaynaklarından biridir çünkü doğa. Klasik müziğin en büyük bestecilerinden olan Antonio Vivaldi Dört Mevsim senfonisini bestelediğinde; rüzgardan, doğanın fısıltılarından, uçsuz bucaksız yemyeşil bir vadiden esinlenmiş olabilir mi? Senfoninin mevsimlerin isimlerinden oluşan özellikle İlkbahar konçertosunun ilk bölümündeki müzikler insana nasıl da yaşama enerjisi, umut ve coşku verir. Sizi doğaya çağırır. Der ki: Yol alın yeşil vadilere, yeşeren ağaçların dalları arasından gökyüzüne doğru bakın. Bırakın kendinizi bir Cezanne resmine. İçindeymişçesine bulutların ve ağaçların arasında rüzgâr size bir şeyler fısıldasın. Belki de gerçek müzik bu.

İlkbahar demişken, en sevdiğim mevsimdir ilkbahar. Kendimi yenileme zamanıdır benim için. Bazen şanslı hissederim. R.E.M. gibi bir grubu canlı izleyip, dinleyebildiğim ve onların bahara uygun şarkılarını, Shiny Happy People’ı dinlerken kendimi motive edebildiğim için gelecek günlere. Şarkının video klibi de ayrıca güzel. Herkesin bir ilkbahar şarkısı olmalı şu hayatta. Doğada olmak her zaman iyi hissettirir insanı hele ki size eşlik eden tınılar dinliyorsanız.

 

Son yıllarda beni en çok etkileyen isimlerden biridir ABD’li müzisyen Justin Vernon ve onun önderliğinde kurulan grubu Bon Iver. Yaptığı müzikler adeta sizi büyüler. Doğa ve müziği en çok yakıştırdığım albümleridir Bon Iver’in albümleri. Grubun kendi adını taşıyan 2011 çıkışlı albümdür keza. Bu albümün doğa manzaraları ve görüntülerinden oluşan farklı bir sanat enstelasyonunu andıran video görüntülerinin de eşlik ettiği bir versiyonu da mevcut.

Eklemem gerekir, bu sözünü ettiğim versiyon farklı bir yazı konusu olabilecek nitelikte, çünkü oldukça etkileyici ve dokunaklı.

Son albümü 22, A Million, tamamı deneysel bir çalışma. Yine doğaya, hayatın seslerine farklı bir açıdan bakar ve elektronik katmanları harmanlayarak bize, dinleyicisine sunar. Sanırım, doğa ve müzik hep etkileşim içinde olmaya devam edecek insanoğlu var olduğu sürece. Doğanın ve müziğin hayatınızdan eksik olmaması, size ilham vermesi ve onun yolundan gitmeniz dileğiyle…

(Not: Bu yazı yazılırken arka planda Bon Iver’in Bon Iver albümünü dinledim. Ama siz
Hauscka’nın A Different Forest albümünü de dinleyebilirsiniz.)