Postmodern Jukebox: Gösterimiz müzikal bir zaman makinesi

Çağatay YILMAZ

Amerikalı prodüktör Scott Bradlee’nin kurucusu olduğu Postmodern Jukebox, çağımızın popüler şarkılarını 1920’ler caz müziğiyle buluşturan dev bir müzik topluluğu. Ozzy Osbourne’dan Michael Jackson’a pek çok ismin parçalarını cover’layarak dünya çapında üne kavuştular. Devam eden Welcome to the Twenties 2.0 turneleriyle de Yapı Kredi 75. Yıl Konserleri kapsamında 27 Ekim’de İzmir’deki Ooze Venue, 28 Ekim’de Ankara’daki Milyon Performance Hall ve son olarak 29 Ekim’de İstanbul’daki Volkswagen Arena’da olacaklar. Biletler için… Konserler için gelmelerinden önce, ekibin vokallerinden Sara Niemietz sorularımızı cevapladı.

❏ Sahnede kalabalık olmak nasıl? Bir avantaj hissediyor musunuz?
Postmodern Jukebox’un büyük gücü, herkesin sahnede parlamasına fırsat vermesi. Sanatçı olarak çok farklıyız ama bu bizi çeşitli ve güçlü bir gösteri haline getiriyor! Grup
bir aile de oldu ve birbirimizi desteklemeye bayılıyoruz. Hepimizin sesini duyurma
fırsatı oluyor, sonra bir araya geliyoruz ve sahnede müzikal bir parti yapıyoruz. Her gece arkadaşlarımla bir şey yapmak çok güzel.

❏ Cover’lanacak şarkıları neye göre seçiyorsunuz? Sonra setlist nasıl belirleniyor?
Şarkı seçme süreci hepimize göre değişiyor. Benim için, Scott’la birlikte piyanonun başına oturuyoruz. Sevdiğimiz ve PMJ’ye yakışacak şarkıları konuşuyoruz. Bolca kahkaha ve doğaçlamadan sonra ortaya yeni bir düzenleme çıkmış oluyor! Scott’un fikirlerinin gelişmesini izlemeyi çok seviyorum.

❏ Başka müzisyenlere de soruyoruz, bizce tüm dünyada yeni hit şarkıların çıkmaması gibi bir sorun var. Sizce bu bir kriz mi? Müzikte yaratıcılık azalıyor diyebilir miyiz?
Müzik yaşar ve nefes alır, nerede olursa olsun. Gelişmek ve zamanını yansıtmak müziği bu kadar eşsiz yapan şey! Yüzümüze bir ayna tutabilir ya da bambaşka yerlere götürebilir. Bence, müzik hayatta ve iyi durumda, her zaman da öyle olacak! Müzik endüstrisinde ve tüketilmesinde ben de bir değişim görüyorum. Bazı türlerde organik olmayan seslere ve farklı yazım biçimlerine yöneliniyor ama bence herkes için müzik var. Biraz daha ‘kazmak’ gerekebilir ama! Bir vokal ve söz yazarı olarak, yeni medyadan müziğimi paylaşabiliyor ve dinleyicilerle etkileşim kurabiliyorum. Yıllar önce mümkün değildi. Müziğe gelince, biraz ‘eski ruh’ sahibiyim. Genellikle benden çok daha yaşlı kayıtları dinliyorum. Sonuçta iyimserim ve halen çok güzel işler görüyorum.

’20 FARKLI ÜLKEDE OLACAĞIZ’

❏ Welcome to the Twenties 2.0 turnesi dünya çapında, uzun bir turne. Yolda olmak nasıl? Performansınızı etkiliyor mu?
Devasa bir tur! Yirmi farklı ülkede olacağız, neredeyse her gün yoldayız. Bu kadar büyük bir turda olunca, her şey dengeyle alakalı oluyor. Bolca su içmeye, dinlenmeye ve
sağlıklı biçimde şarkı söylemeye hazır olmaya çalışıyorum. Gördüğüm yeni yerler ve kültürler bana çok ilham veriyor! Konserlerden sonra da geziyorum, yerli insanlarla tanışıyorum ve lezzetli yemekler yiyorum. Hayallerim gerçek oluyor.

❏ Yerel bir sürpriz olur mu? Mesela Türkçe bir şarkı duyma ihtimalimiz olacak mı?
Bir şey söyleyemem ama bazen bir ülkeye saygımızı göstermek için yerel bir şarkı çalıyoruz!

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Postmodern Jukebox (@pmjofficial)’in paylaştığı bir gönderi ()

❏ Türkiye’de 3 şehirde sahne alacaksınız. Neler yapmayı planlıyorsunuz? Seyirciyi neler bekliyor?
Türkiye’ye gelmeyi uzun zamandır istiyordum! Gösteriden önce kesinlikle manzaralı yerlere gideceğiz. Çoğumuz ilk defa Türkiye’de olacağız, birlikte keşfedeceğiz yani. Özgün kültür, mimari, kalıntılar, derin tarih, YEMEK! Birkaç günde yapmak için çok şey var gibi ama mümkün olduğunca öğrenmek ve deneyimlemek istiyorum. Seyirciler de başka bir zaman ve mekana dalmayı bekleyebilir! Gösterimiz müzikal bir zaman makinesi ve herkesi bizimle götürmeyi planlıyoruz. 20’ler Amerikan müziğinden sesler duyacaksınız, 60’lara kadar uzanacak. Yüksek enerjili bir akşam ve bizi izleyen herkesin dahil olmasını istiyoruz. Dans etmeyi teşvik ediyoruz, retro kıyafetleri de! Ekipteki vokaller ve müzisyenleri dinlemeye bayılıyorum – söylemem gerek, yakın arkadaşlarım- ve müzik harika olacak!