Şarkılarıyla hikaye anlatanlar

düş sokağı sakinleri

Hüseyin NECİPOĞLU

Şarkılarıyla hayata dokunan, hikayeler anlatan sanatçıları ve müzik gruplarını her zaman sevmişimdir. Hayatımın belirli dönemlerinde sarıldığım şarkılarım oldu. En zor zamanlarımda sığındığım limanlar: Şarkılar ve içlerinde barındırdıkları anlamlı sözler. Bazen mırıldanır dururum aklıma kazınan o güzel sözleri. Hep ilgimi çekmiştir, yaşamdan bir hikayeyi müziğiyle kusursuz biçimde birleştiren sanatçılar. 1990’ların başından itibaren haşır neşir olduğum müzikler tamamlar beni. Kim bilir belki de ayakta kalmamı, tutunmamı sağlayan bu şarkılardaki duygulardır. Hayatımın kısa bir özeti misali… Kimler mi bu şarkıcılar ve sözleri?

Düş Sokağı Sakinleri grubunun şarkılarından Hoşça kal ile dindirdim içimdeki hasreti.

“Zaman durdu/ Bir gurbet olmuşken Ankara yüreğimde/ Ellerim tutuldu sanki dudaklarım kendime kilitlendi/ Hoşça kal sevgilim”

Şarkıyı her dinlediğimde bana umut olur, içinde barındırdığı tüm hüzne rağmen. Benim için müzikteki en büyük hikayecilerden ve bestecilerden biri de hiç kuşkusuz Leonard Cohen’dir. Şarkılarını konuşur gibi anlatır. Müziğe eşlik eden bariton sesi hikayeler anlatır. Bir şiir gibi incelikle dokunmuş mısralarla bize eşlik eder, tıpkı So long Marianne şarkısında olduğu gibi…

“Hoşça kal Marianne, bu başladığımız zaman/ Gülmek ve ağlamak için/ Ve her şeye yine gülmek için”

Beni etkileyen bir başka şarkıcı ozan da yakın zamanda Nobel Edebiyat Ödülü kazanan Bob Dylan. Tartışıldı ama bence hak ettiği bir ödüldü çünkü müziğe edebiyatı ve şiiri katıyordu. Sadece bir ozan değil rock müzikte farklı bir dönemi de başlatan şarkıları ve şiirleriyle başkalarına ilham oldu ve seslendirildi. Hayatıyla filmlere esin kaynağıydı. (Bkz. Todd Haynes’in Beni Orada Arama) Şarkılarına yağmuru, acıyı, sevgiyi, hüznü, aşkı, nefreti, neşeyi, farklı kültürleri, kısaca insana ait olan ne varsa onları konu edinen bir sanat adamı. Şu sözler güçlü bir ozan olduğunun kanıtı:
“Bir adam kaç kez yukarı bakmalı/ Gökyüzünü görebilmesi için/ Evet ve bir adamın kaç kulağı olmalı/ İnsanların ağladığını duyabilmesi için…”

Şarkıları müzikli hikaye gibi olan ve şiir albümleri de bulunan bir başka isim de Jim Morrison ve grubu The Doors. Seslendirdiği şarkılar ve yazdığı lirikler de ilham oldu benim için. Özellikle When The Music Over

Hüzünlü olduğumda ya da olmadığımda kulağımda sesini duyduğum diğer bir isim ise aynı zamanda yazar olan Nick Cave ve Grubu The Bad Seeds. Notalara işledikleri sözlerle ve hikayelerle, hayatımın fon müziği diyebilirim şarkılarına. İlk albümlerinde punk rock’ın sert tınılarını benimseyen grup zamanla evrilen müzikleriyle rock müziğe sayısız hit’ler armağan etti. En sevdiğim albümlerinden Let Love In‘deki şarkılar; aşkın ve hayatın içinden gelen karanlık, kederli ama bir o kader umut verici sözler içeren şarkılar. Do You Love Me‘nin sözlerinde olduğu gibi:
“Onu ateş ve gürültünün bir gecesinde buldum/ Vahşi çanlar çaldı vahşi bir gökyüzünde/ O anda olacağını biliyordum/ Onu öldüğüm güne dek seveceğim/ Ve binlerce gözyaşı öptüm”

Bu albümdeki Red Right Hand, Wes Craven’in unutulmaz korku filmi Scream‘de kullanıldı. Listeye ekleyebileceğim daha çok sanatçı var ama ben yazımı burada noktalamayı tercih ediyorum sevgili okur. Usta şair Attila İlhan’ın çok sevdiğim Ayrılık Sevdaya Dahil şiirinden esinlenerek ‘şarkılar da hayata dahil’ diyerek.

Müzik evrensel bir olgu ve bu evrenselliğin içinde yaşamanızı ve müziksiz kalmamanızı diliyorum.

Sağlıcakla kalın.

Not: Bu yazı yazılırken günümüzün bir başka ozan şarkıcılarından Bill Callahan’in yeni albümü Shepherd in a Sheepskin Vesti dinledim. Meraklısına…