Şef Cem Mansur: Orkestra toplumun bir aynası

Ece ULUSUM

Sabancı Vakfı’nın ana desteğiyle 2007’de türünün ilk örneği olarak Cem Mansur tarafından kurulan Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası çalışmalarına devam ediyor. Orkestra 16-22 yaşları arasında Türkiye’nin tüm konservatuarlarından sınavla seçilen ortalama 100 genç müzisyenin bir araya gelmesiyle oluşuyor. Her yıl orkestranın yarısı değişiyor, yeni gençler ekleniyor. TUGFO, her yaz, alanlarındaki en iyi eğitmenlerin yönetiminde üç haftalık bir hazırlık dönemi sonrasında Türkiye ve yurt dışında bir dizi konser veriyor.

TUGFO üyeleri, bu yıl da 8-23 Temmuz arasında Sabancı Üniversitesi’nde kampa girerek hazırlıklarını yapacak. 21 ve 22 Temmuz’da İş Sanat’ta, 24 Temmuz’da Berlin’de, 26 Temmuz- 4 Ağustos arasında Sicilya’da konser vererek Avrupa turnesini sonlandıracak. Orkestra hakkında Şef Cem Mansur ve Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan ile konuştuk.

‘BEKLENTİLERİ YÜKSELTMEK ÇOK ÖNEMLİ’

❏ TUGFO üyeleri, bu yıl da 8-23 Temmuz’da Sabancı Üniversitesi’nde kampa girerek hazırlıklarını yapacak. Kamp sürecinde neler oluyor?
Her yıl olduğu gibi, Türkiye’deki tüm konservatuarları dolaşarak gerçekleştirdiğimiz seçme sınavlarını Şubat ayında tamamladık ve 2019 TUGFO kadrosu ortaya çıktı. Orkestra üyeleri her yıl yüzde 30-60 arası değişen bir oranda yenileniyor. Sabancı Üniversitesi’ndeki kamp dönemi projenin en az görünen, ama en önemli ve anlamlı kısmı. Burada amaç sadece-grup çalıştırıcılarının da teknik desteğiyle- çok üst düzeyde bir orkestra oluşturmak değil. Tabii ki genç müzisyenlerin kendilerinden beklentilerini yükseltmek, doğru motivasyon ve yönetim kültürüyle potansiyellerinin ne kadar büyük olduğunu ortaya koymak önemli.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

TUGFO (@genclikfilarmoni)’in paylaştığı bir gönderi ()

Bunun yanı sıra bir diğer amacımız da müzisyenin sosyal sorumluluğuyla ilgili çalışmalar yapmak, gençlerle müziğin zamanı ve sınırları aşan gücünü paylaşırken, müzisyenin toplumsal işleviyle ilgili de bir bilinç oluşturmak. Evrensel müzik sadece bu gençlerle aynı sosyo-kültürel kesimden gelenlere ait değil (Gerçi orkestra üyeleri bu açıdan da büyük çeşitlilik gösteriyor). Paylaşmayı, canlı müziğin iletişim gücünü hissettirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Akşam sohbetlerimizde genellikle bu konuları tartışıyoruz. Kimi zaman farklı disiplinlerden uzmanlarla (Sporcu, iş insanı, psikolog, tarihçi vb.) gerçekleştirdiğimiz sohbetlerin yanı sıra futbol ve masa tenisi turnuvalarımız ve çok eğlendiğimiz müsamereler de kamp süresince birlikte zaman geçirdiğimiz diğer etkinlikler arasında. Bu anlamda Sabancı Üniversitesi bize ideal bir çalışma ortamı sağlıyor.

❏ Türkiye’nin dört bir yanından gelen, farklı sesler çıkaran gençleri bir orkestra çatısı altında topluyorsunuz. Sizce gençlerin orkestradaki ahenkleri neyi gösteriyor? Sizin gözlemleriniz nedir?
Orkestra, bir anlamda var olduğu toplumun bir aynası, hatta ideal bir resmi. Farklı yerlerden gelip, bazen barışamaz görünen seslerin ahenk içinde var olma amacı ve bunun olabilirliği, müziğin bize verebileceği en büyük armağan. Çoksesli evrensel müzik bize farklı kimlikleri çatışmasız bir şekilde bir arada bulundurabileceğimizi gösteriyor. Hızla değişen dünyada yüzyıllar öncesinden bize seslenen uygarlık değerlerinin ancak müziğin diliyle herkes tarafından algılanabileceği ve benimsenebileceği gerçeğinin bir hayal olmadığını ben bu orkestrada görüyorum.

 

‘DOLU SALONLAR, AYAKTA ALKIŞLAR’

❏ Yurt içi ve yurt dışı programlarınızdaki eserleri nelere göre seçiyorsunuz? Eser seçme sürecinde hangi detaylara dikkat ediyorsunuz?
Repertuvar oluştururken dikkat ettiğimiz birkaç kriter var. Öncelikle bir eğitim programı olduğumuz için genç müzisyenlerin büyük bir çeşitlilik gösteren eserleri çalışması önemli. Yurt dışından davet edildiğimiz festivallerin içeriği ve temaları da bazen eser seçiminde etkili olabiliyor. Eşlik edeceğimiz solistlerin çaldıkları eserler de öyle. Bir de her  yıl, Türkiye’den çağdaş bir bestecinin eserine de yer veriyoruz. Dünya literatürüne katkıda bulunabildiğimizi göstermeyi de önemsiyoruz. Bu yaz Füsun Köksal’ın Silent Echoes adlı eserini de çalıyoruz.

❏ Yurt dışında ilgi ve yorumlar nasıl?
Sıklıkla davetli olduğumuz festivallerde Türkiye gençliği, dünyanın önde gelen orkestralarıyla aynı afişi paylaşıyor. 2017 yazında Berlin konserimizin Arte televizyonu tarafından canlı yayınlanması, konserlerimize gelenlerin ötesinde büyük kitlelere ulaşabildiğimiz etkinliklerden sadece biri. Birçok kez böyle önemli yayınlarda yer aldık. Salonları dolduran dinleyicilerin tepkileri de müthiş heyecan verici. TUGFO, çok yüksek teknik seviyesinin yanında harika bir enerji sahibi ve konserleri dinleyenler
bu enerjiyi sonuna kadar hissediyor. Dolu salonlar, ayakta alkışlar, uygar dünyaya ait olabileceğimizin tek tartışılmaz kanıtı böyle bir orkestranın, Türkiye’nin eğittiği bu gencecik müzisyenlerin varlığı.

❏ Genç orkestrayla çalışmak size neler kattı?
Meslek yaşamımda “İyi ki yapıyorum” dediğim bir çalışma oldu TUGFO. Genç müzisyenler, benim onlara kattığımdan fazlasını bana katıyorlar.

❏ Bir röportajınızda Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nı milli takıma benzetiyorsunuz. Milli takıma girmek kolay değildir… Gençlere tavsiyeleriniz neler olur?
Hiçbir zaman “Fena olmadı, Türkiye için yeterince iyi oldu” demesinler, kendilerini en iyilerle kıyaslasınlar. En iyiler arasında olabileceklerini bilen festival yönetimleri de zaten önemli radyo ve televizyon yayınları için TUGFO konserlerini önerebiliyorlar. Müzisyen her zaman meraklı olmalı, en profesyonel düzeye geldikten sonra da öğrenme ve her konserde yeniden paylaşma heyecanını kaybetmemeli. Asıl paylaşımın canlı müzik yapmak olduğunu, kayıtların sadece birer suret olduğunu unutmamalı. Canlı müzik yaparken zamanın akışını ve dolayısıyla yaşamın değerini kavramak mümkün. ‘Konserve’ müziğin bu kadar kolay ulaşılır olması bunu unutturmamalı.

 

21 VE 22 TEMMUZ’DA İŞ SANAT’TA

❏ Filarmoni orkestraları izleyicisine karşı tabiri caizse ketumdur. Sanatçılar kuliste ne yapar, neleri sever, nasıl hissederler anlaşılması çok güçtür. Müzik dinleyicisi bu gibi detayları öğrenmekten hoşlanıyor. Dijital alanlarda bu gibi içerikler sunmayı düşünür müsünüz?
Bu yaz sosyal medya paylaşımlarımızı izlemenizi öneririm. Bu paylaşımların yapılmasını tabii ki doğru buluyorum, müzisyenler olarak bizim kulisimizde gizlimiz saklımız yok. İnsanların müziğin mutfağını merak ettiklerini biliyorum. Bu nedenle, kulisimizden ve kamp sürecimizden mümkün olduğunca çok güzel anımızı sosyal medyada paylaşacağız.

❏ İstanbul Müzik Festivali’nde yer almanızı dinleyici olarak çok isterdim.
TUGFO konservatuarlar yaz tatiline girince bir araya gelebildiği için maalesef festival zamanında hazır olmuyor. Türkiye’de diğer yaz festivallerinin azlığı da maalesef kendi ülkemizde çok az konser verebilmemizin bir diğer nedeni. Bu yıl İstanbul konserlerimiz 21 ve 22 Temmuz’da İş Sanat’ta gerçekleşecek.

❏ 2020 planlarınız neler?
Farklı ülkelerde turne düşüncelerimiz ve hazırlıklarımız var, sonbahar aylarında kesinleşir. Yine, orkestraya daha önce katılmış olan arkadaşlarımızın yanı sıra daha önce yer veremediğimiz gençlere de kapımızı açacağız ve dinleyenlere bu enerji patlamasını yaşatmaya devam edeceğimize inanıyorum.


‘Bizim için büyük gurur kaynağı’
Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan

❏ Sabancı Vakfı genç sanatseverlere her zaman destek oldu, olmaya da devam ediyor. Ancak bizim için Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın yeri ayrı. Vakfın bir filarmoni orkestrasının arkasında olması sizin için ne ifade ediyor?
Sabancı Vakfı olarak gençleri sanata ve müziğe teşvik eden çalışmalar gerçekleştirmek odağımızdaki konulardan biri. 2009’dan bu yana Şef Cem Mansur yönetiminde desteklediğimiz Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası ise son derece değer verdiğimiz projeler arasında. Kültür-sanat faaliyetlerimiz arasında kıymetli bir yeri olan gençlerin müzik eğitimine katkı sağlamak kadar, onlara sosyal sorumluluk bilinci kazandırmayı da hedefliyoruz. Sanatın bizlere daha duyarlı ve iyi insanlar olma yolunda önemli katkılar sunduğuna inanıyorum. Sanatın pek çok alanında gençlerin yetiştirilmesi ve onların gelişimine fırsat sunmak bizim ana hedeflerimiz arasında yer alıyor.

❏ Cem Mansur’un şefliğindeki orkestrayı izlerken müzik dinleyicisi olarak siz neler hissediyorsunuz?
Bir dinleyici olarak farklı şehirlerden ve kültürlerden gençlerle çok sesli evrensel müzik çalışmaları yapmalarının yanı sıra Türk insanını ve kültürünü tanıtmaya, ön yargıları yıkmaya ve seslerini dünyaya duyurmaya çalışmaları bizim için oldukça gurur verici. TUGFO’nun birbirlerine destek olma heyecanlarına hayran olmamak mümkün değil. Orkestranın her yıl yeniden bir araya gelişine, Türkiye’nin farklı illerinden gelen genç müzisyenlerin büyük bir uyum içinde bir eser ortaya çıkarmalarına şahit olmak keyifli bir deneyim. Onların heyecanlarını görünce Sabancı Vakfı olarak verdiğimiz desteğin ne denli önemli olduğunu tekrar tekrar hatırlıyorum. Hem ben hem de Sabancı Vakfı’ndaki
çalışma arkadaşlarım, gençleri provalarda ve konserlerde ilgi ve keyifle izliyoruz. Onların TUGFO’da yaşadığı deneyim ve eğitimin ilerde müzik yaşamlarına katkı sunduğunu görmek, onlar için adeta bir okul olan TUGFO’dan sonra da devam eden başarılarını takip etmek bizim için büyük gurur kaynağı.

❏ Sabancı Vakfı’nın genç müzisyenler ve dinleyiciler için yeni planları olacak mı?
Ülkemizde çok sayıda yetenekli genç var. Bu gençleri destekleyerek ülkemize daha fazla değer kazandırmaya, gençlerin sanat ve müzik ile iç içe olup hayallerinin peşlerinden gitme hedeflerinde yön gösterici olmaya devam edeceğiz. Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası sayesinde her sene daha çok sayıda gencin müzikle buluşmasına şahit oluyoruz. Orkestra aracılığıyla gençlerin kendilerini geliştirerek dünyaya açılacaklarına da inancımız sonsuz. Bu alanda bugüne kadar sunduğumuz desteği bundan sonra da sunmayı arzuluyoruz.