Gölge ve ışık arasında: konser fotoğrafçılığı

Fotoğraf: Ebru Yıldız

“Konser fotoğrafçılığı bir nevi ruh zaptır. Kolay gibi gelen zor işlerden…” Bu sözleri Kanat Atkaya sosyal medyasında paylaştığı fotoğrafçı Cem Gültepe’nin Franz Ferdinand karelerinin altına yazmış.

İkonik konser fotoğrafları çeken Kate Simon’un sözlerini andırıyor, “Karelerimde konserlerin ruhu uyanıyor.” Meşhur stadyum konserinde Freddie Mercury’nin sol eli havada çekilmiş pozunu ya da Kurt Cobain’in gitarını yerden yere vururken gözlerinden çıkan grunge alevini düşünün… Bir daha yaşanması mümkün değil ancak o ruhu hissedebildiğimiz kareleri görmek deneyimlemek kadar önemli.

Müzik belgeselciliğinin popüler olduğu dönemde dikkat ederseniz çoğu canlandırmalar konserlerde ve sahne arkasında çekilmiş fotoğraflara dayandırılır. Müzik ya da daha spesifik olarak konser fotoğrafçılığı dünyada önemli bir dal. Bugün Bowie’nin sahne kostümünden esinlenerek giyinen onlarca müzisyenler ve hayranları o fotoğrafçılara çok şey borçlu.

Dünyada konser fotoğrafçılığı her gün daha da değer görmeye başlıyor. Bunda konserdeki karelerini beğenen müzisyenlerin fotoğrafçıları ‘tag’leyerek post paylaşmasının etkisi büyük. Böyle keşfettiğimiz isimler arasında Dana Pacifico, Isha Shah, Jesse Fox, Atane Ofiaja gibi isimler var.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

ᴅᴀʏ ɴᴀʜ (@danapac)’in paylaştığı bir gönderi ()

Türkiye’de bu alanda sıkı işler yapan birçok isim de var ancak basın bültenlerinde, yayınlarda boy boy gördüğümüz havalı konser fotoğraflarının imzalarına pek yer verilmiyor. Konser fotoğrafçılarıyla konuşmak istediğimde bulması da o kadar kolay olmadı, uzun süre araştırmak gerekti. Maddi anlamda uluslararası standartın çok altında şartlarda çalışmaları bir yana fotoğraf imzalarına yer vermeyen medya onları yok sayıyor. Üstelik yaptıkları işi kimisi eğlenceli sanıp çok kolay görüyor.

Oysa binlerce insanın arasında konser süresi ve bazen daha uzun saatlerce fotoğraf makinesiyle doğru zamanı ve anı yakalamaya çalışmak, loş ışıkta net kareyi çekmek, sanatçı kurallarına katlanmak hiç de kolay değil. Bir diğer yandan video çekerken aynı anda fotoğraf çekmeye imkan veren akıllı telefonlar anı yakama büyüsünü bozuyor.

Tüm bu detayları öğrenmek için konser fotoğrafları çeken 7 isme ulaştık. Deneyimlerini ve yaptıkları işe dair detayları sorduk. Bu sefer onlar kameranın önünde… Karşınızda NME, Rolling Stone dergileri için çekimler yapan Ebru Yıldız, ikonik Pentagram kareleriyle ve konser fotoğrafçılığıyla ilgili çalışmalarıya tanınan Levan Uzbay, çeşitli festival ve konserlerde sanatçıların paylaşmaya doyamadığı kareleri çeken İpek Yılmaz, Erdal Kaş, Gencay Gülfidan, Onur Dogman ve Pelinsu Duman

Uzun uzun, dolu dolu röportajlar oldu. Aşağıda tadımlık özetlerini ve isterseniz tamamını okumak için yönlendirmeleri göreceksiniz. Onları yakından takip etmek isteyenler için Instagram hesaplarını da iliştirdik.

Konser fotoğrafçısı: Ebru Yıldız
Instagram: @ebruyildiz
❏ Çekerken sizi en heyecanlandıran isim/konser/etkinlik hangisi oldu?

Her çekimden önce inanılmaz heyecanlanıyorum aslında, sanki ilk çekimim gibi hissediyorum hepsinde. Çünkü düşünsene bu insanlar bana henüz hak etmediğim bir güven vermişler. Muhakkak seçmem gerekirse konser olarak Iggy Pop. Portre olarak ise Laurie Anderson, John Cale ve Ian MacKaye diyebilirim.

Röportajın tamamı için buraya tıklayabilirsiniz.
Konser fotoğrafçısı: Erdal Kaş
Instagram: @erdalkas
❏ Sizin için müzik ne ifade ediyor? İlk çektiğiniz konser/performans fotoğrafı hangisiydi? Ekipmanlarınız neler?

Müzik nefes almak gibi. Müzik dinlemediğim gün neredeyse yok. Çalışırken, yolda giderken her an  müzik dinliyorum. Eğer herhangi bir sebepten dolayı müzik dinleyemediğim bir günüm geçerse kendimi huzursuz hissediyorum. İlk çektiğim konser 2004’te Feridun Düzağaç konseriydi. Nikon D4 Pro Body ve 14 mm’den 400 mm’ye kadar aralıklı bir setim var.

Röportajın tamamı için buraya tıklayabilirsiniz.
Konser fotoğrafçısı: Gencay Gülfidan
Instagram: @gglfidan
❏ Fotoğrafta ışığın önemi malum ancak işin içine sahne ışıklandırması girince neler oluyor?

Dikkat etmiyorum! Burada bir hikayemi anlatayım. maNga’nın sahnesi çok ışıklı parıl parıl gümbür gümbür oluyor. Çekimden sonra bateristi Özgür Can Öney’in yanına gittim ışıklardan bahsetmek için. ‘Her şey çok güzeldi, harikaydınız ama’ dedim. Birden durdu ve ‘Ama dediğin an iş değişir. Ama dersen yapamazsın, yol alamazsın’ dedi. Klasik bir söz olsa da o an koşullar nasıl olursa olsun ‘ama’ dememeyi anladım. Onun için dikkat etmiyorum dediğim kısım şu ki; her şartta sadece keyif alıyorum ve çekiyorum.

Röportajın tamamı için buraya tıklayabilirsiniz.
Konser fotoğrafçısı: İpek Yılmaz
Instagram: @eyeoftheipo
❏ Çekim günü rutininizi anlatır mısınız?

O gün insan başka hissediyor. Sabah ofise çok daha mutlu ve motive gidiyorum. Konser boyunca çekimi sürdürüyorum. Çektiğim kare sayısı etkinliğin uzunluğuna, mekâna, sanatçıya göre fark ediyor. Çift kamera kullandığımda bile ortalama 500 kareyi geçmemeye çalışıyorum.

Röportajın tamamı için buraya tıklayabilirsiniz.
Konser fotoğrafçısı: Levan Uzbay

❏ Her an havada olan telefon kameralarının işinize etkisi nasıl oluyor?

O anı yaşamıyor olmalarına canım sıkılıyor. Konserin hissiyatına kendini bırakmak yerine, fotoğraf, video, paylaşarak ‘orada olduğunu kanıtlamak’ üzere konsere gelen insanlar
görüyorum. Sahneye yapılan saygısızlık.

Röportajın tamamı için buraya tıklayabilirsiniz.
Konser fotoğrafçısı: Onur Dogman
Instagram: @onurdogman
❏ Türkiye’de konser fotoğrafçılığının biraz geri planda kaldığını düşünüyor musunuz?

‘Ben de çekerim’ mantığı olduğundan gereken değeri görmediğini düşünüyorum. Arkadaş eş dost durumları bu alanda da yok değil. Her makina alan ya da bir yerlerde çalışan arkadaşları olan fotoğrafçı olarak piyasaya girmeye çalışıyor. Tabii bu işi yapmak isteyenlere imkan sağlanmalı. Sadece fotoğrafçılığa saygı ve özen gösterilmesini isterim. İşin en can alıcı noktası maddi boyutuna girmiyorum bile.

Röportajın tamamı için buraya tıklayabilirsiniz.
Konser fotoğrafçısı: Pelinsu Duman
Instagram: @pelinsuduman
❏ Yerli ve yabancı müzisyenler arasında estetik açısından fark var mı?

Maalesef. Ama burada salt müzisyenlerle alakalı bir durum yok. Binlerce kişilik konser alanları, milyon dolarlık prodüksiyon bütçeleri, kusursuz ışık, ses, kıyafet, makyaj, organizasyon…

Röportajın tamamı için buraya tıklayabilirsiniz.